19 Ekim 2020 Pazartesi

Efendi Hazretleri ve Resim Video Televizyon İnternet

Muttekiler imamı Mahmud Efendi Hazretlerinin yolu ki 'azimet ve takva' yoludur, bu yolda resim video çekmeye çektirmeye, resim bulundurmaya hiç müsaade yoktu. Hadis-i şeriflerdeki tehtidi Efendi Hz fotoğrafa da tatbik ediyor, en azından ihtiyatla amel ediyordu. 

Allah Rasulu, salât ve selâm olsun "Sûret bulunan eve melek girmeyeceğini buyuruyor, sûret çizenlere ahirette âzab edileceğini açıkca ifade ediyordu. [Buhari-Müslim] 

Dolayısıyla fotoğraf video çekmek çektirmekten Efendi Hazretleri ve cemaati tabiatıyla ictinab ediyordu. Televizyon hakkındaki sözleri ise sohbetler kitabında mevcuttur, son derede karşı olduğuna hiç şüphe yok. Tv'nun şerrinden milleti uzak tutmak için verdiği şu veciz misal meşhurdur: "Bazıları der hocaefendi ben sade haberleri seyrederim" Bakın bir adam karnı aç yolda giderken bir ağacın altında bir elma bulur tam ısıracakken ağacın altında oturan birisi "dur yeme o elmaya bir çocuk çiş etti" der.. Adam aç ya! elmayı evirir çevirir "şurasına çiş değmemiş der" ve orayı ısırır, sonra "şuraya da değmemiş der" ısırır. Derken bir bakmış ki o çişli elmanın tamamını yemiş. Televizyonda haber seyrederim diyenler de buna benzer. Bir oturdu mu başına kalkamaz ne varsa izler"

Efendi Hazretleri Fatih camiinde bir cenazeye iştirak etmişti. Namaz esnasında hazretin resmini videosunu çekmek için gazeteciler tv'vile karşı tarafta sıra halinde dizilmişler.. Efendi Hz önce onları "çekmeyin namaza safa geçin" diye uyarmış, onlar aldırış etmeyince üzerlerine âsâ ile yürümüştü. Ve mübareğin heybetinden gazeteciler çil yavrusu gibi kaçıştıkları o manzara hâlâ gözlerimizin önündedir. 

Ertesi gün pazar sohbetinde "Biz oraya namaz kılmaya geliyoruz onlar gavurluk yapmaya geliyorlar" sözleri ile tepkisini dile getirmişti. Bir sonraki gün Pazartesi Hanımlar sohbetinde ise üzüntüsünü şöyle ifade etmiştir "Biz namaz kılarken adamlar karşımıza geçmişler ellerine kamera biz namaza duruyoruz onlar gavurluk peşinde.. Yanımdakilerden bir tanesi de çıkıp müdahale etmiyor ! İnanıyorum ki eğer orada siz olsaydınız mutlaka müdahale ederdiniz"

Ve 40 seneyi aşkın süre içinde cemaat olarak bunlardan daima uzak durmuşuzdur. Hatta tarikata giren bir ihvan medreseye giren bir talebe ilk iş olarak varsa evinden televizyonu ve çekindiği eski resimlerini yırtıp atarak takva yolunda ilk adımını etmiş olurdu.

Sonra zaman değişti. Bilg!sayar, internet ve bi-akıl telefonlar hayatımıza girmiş oldu. İhvanlar ise çoğalmış ve Efendi Hazretlerine ulaşmak nispeten güçleşmiş, bir çok İhvan Efendi Hazretlerinin sohbetine vaazına erişemiyor, hatta niceleri onu bir defa olsun görmekten bile mahrum bulunmuş oluyordu.. Bu durum elbette tarikata ve tarikatın asl-ı azîmi muhabet rabıtasına halel getiriyordu. Çünkü "Tarikatumâ sohbetest"

Bunun üzerine bazı vekiller Hoca efendiler Efendi Hazretlerinin hiç olmazsa resimleriyle, vaazlarını yazıp yayınlamakla oluşan bu kopukluğu sıla etmek, sohbet ihtiyacını telafi etmek için radyo ve internet tv işine girmek istediler. Bunun icin geldiler Efendi Hazretlerinden izin istediler. Efendi Hazretleri de hassaten Cubbeli hocaya bu hususta izin verdi. 

O günlerde bu izinden habersiz bazı has müridân Kapıyı muhafaza gayretiyle duruma itiraz etmiş ve taraflar arasında bir nevi muhalefet ve niza husule gelmişti. Bunun üzerine Efendi Hazretlerine çıkıp durumu istifsar ettiler. Cübbeli Hoca Selahattin Hoca Mahmut Eren hoca ve Muhammed Keskin hoca ve diğer bazı ihvan ve hacegânın da bulunduğu bir cemiyette bu husus soruldu. Efendi Hazretleri "Siftah biz bu işleri sıkı tutuyorduk ancak son zamanlarda Cübbeli'ye müsaade ettik" buyurdular ve durum açıklığa kavuştu.

Bunun üzerine Cübbeli Hoca televizyonlara internetlere çıkıp vaaz etmeye başladı ve bir takım hocalar da benzer hizmetler yapmak düşüncesiyle kendilerine de müsade almak için Efendi Hazretlerine çıktılar ancak Efendi hazretleri "Biz Cübbeli'ye bu hususta izin verdik güzel de yapıyor. Ancak bu işleri çok fazla genişletmek istemiyoruz" buyurmak suretiyle verdiği iznin zaruret miktarıyla sınırlı olduğunu ve Cübbeli hocaya has olduğunu da beyan etmiş oldular.

Dolayısıyla Cübbeli Hoca'ya verilen izin bir zaruretin sonucudur ve umumi bir izin değildir. Yoksa Efendi Hazretlerinin yolu değişmemiştir; resim video televizyon ve internet takvaya aykırı olduğu gün gibi ortadadır. 

Bu sebeple Cübbeli hoca efendi televizyonu ilk açtığı günler özellikle belirtiyor "Bakın biz, televizyona mübtela olmuş tv başından ayrılmayan kimselere ulaşmak için bu işe girdik. Evinde tv olmayan ihavanlar sakın bundan sebep tv almaya kalkmasınlar. Beni bahane ederek tv alırsanız hakkımı helal etmem" demiştir

Yine bazı hocalarımız bu günlerde bi-akıl telefonları elden çıkarma faaliyeti içine girmişler ve sohbetleriyle vaazlarıyla nice samimi kardeşlerimizi ikna ederek takva ve azimet yolunu muhafazaya azmetmişleridir. Allah razı olsun


isaerdogan.com

İsmailağa-Cübbeli ihtilafında Hanım Anne Rolü

 Müşerref Hanım annenin (Ahıska yy) Marifet Derneğinin dümen suyuna girme sebepleri: 1: Kendisi aşırı Erbakan hayranıdır. İsmini andığında b...