22 Aralık 2024 Pazar

İsmailağa-Cübbeli ihtilafında Hanım Anne Rolü

 Müşerref Hanım annenin (Ahıska yy) Marifet Derneğinin dümen suyuna girme sebepleri:

1: Kendisi aşırı Erbakan hayranıdır. İsmini andığında büyük evliya olarak anar. Merhum Necmettin Erbakanın bir çok konferans ve söylemlerinin kaydedildiği bir kaset koleksiyonu var. Sabah akşam onları dinler. Bu işler ilk Ak Parti-Saadet meselesinden patlamıştı zaten. Bu nedenle baştan beri, Ak partiyi destekleyen İsmailağaya tavır almıştır. Uyduruk veya çarpıtılmış rivayetleri araştırmadan kabul etmesinin en büyük sebebi budur

2: Efendi hz lerimizin Karadenizli akrabaları, Maraşlı olduğu haysiyetle, hacı anne ile evlenmesine sıcak bakmamışlardı. Hatta içlerinden bazı maksadı aşan eleştiriler de vuku bulmuştu. Vanlıoğu ailesine, Efendi hz lerimizin akrabalarına, gelinlerine karşı hacı annenin bu sebeple bir soğukluğu söz konusudur. 

3: Efendi hz lerimizin irşad faaliyetleri esnasında, ailesi ile ilgilenememesi, bazen hacı anneyi de ihmal etmemek için yanında götürdüğü vakitler, hacı annenin bir odada saatlerce beklemesi, onda bir travma oluşturmuş, bunu bizim hanıma bizzat sitemle beyan etmiştir. "Beni bir odaya koyarlardı, yedi sekiz saat orada yalnız başıma beklediğim olurdu" demiştir. 

Efendi hz lerimiz, hastalanınca, aşırı sahiplenip, cemaatten bile mahrum etmesinin dibinde bu travma yatmaktadır.

Hülasa, hacı annemiz Efendi hz lerimizin emanetidir. Canımızı istesin canımızı veririz. Ancak en nihayetinde duygusal bir kadındır. Aişe annemiz müçtehid olduğu halde, duyguları ile perdelenmiş, Hz Ali ra ile karşı karşıya gelmiştir. Ahmed Cevdet Paşa tarihinde nakledilmiştir ki: 

İki ordu Cemel vakasında karşı karşıya geldiğinde, Hz Aişe annemiz :

Ya Ali! Kan dökülmesine gerek yok. Eve dön diye seslenmiş, Hz Ali Efendimiz ra ise şöyle mukabele etmiştir :

Ya Aişe, Allah cc erkeklere cihatla, kadınlara evde oturmaları ile emir buyurmuştur. Sen bana eve git diyorsun, kendin kadın halin ile cihada çıkmışsın. 

Savaş sona erdiğinde, Hz Ali Efendimiz, Aişe ra annemiz için bir çadır kurdurmuş, başına ondört hizmetçi dikmiş, saygıda kusur etmemiştir. Hatta yakınlarını kaybetmenin acısıyla, çadır etrafına gelip söven kişilere seksen sopa haddi kazf uygulamıştır. 

Efendi hz lerimizden, bu çarpıtılmış yada tamamen uydurulmuş rivayetleri çürüten, bizzat Efendi hz lerimizin ağzından nice şahitli haberleri veren hocaların, bu akıl tutulmasına nasıl kapıldıklarını anlamak mümkün değildir. Ya bozuk niyet, ya aşırı duygusallık, ya omurgasız taklitçilik ya da bilmem ne bela. Artık ne ise sorun Allah cc bilir. Ancak avama, gerekli temyiz ve sahih haberlere Malik olmayan cahillere ne büyük bir perde oldular, nice bozuk fırkanın türemesine ön ayak oldular bunun farkında değiller. Burhanlar karşısında üç maymunu oynamakla ahirette yırtarlar mı göreceğiz.

A.K.Hc

3 Mart 2023 Cuma

Masum Bayraktar Şeyh midir ?

 Allahın Yüce Adıyla..


a) sahte şey-h Masum Bayraktar'ın entrikaları


Mahmud Efendi Hz'nin Mevlaya kavuşmasıyla birlikte Masum Bayraktar derhal çıkmış ve Mahmud efendi Hz'nin halifesi Hasan Efendi Hz'ni inkar ederek ve tarikatın tüm adap ve teamüllerine muhalif olarak, silsile icazet kaidelerine aykırı bir surette kendi kendine şeyhlik tavrına girmiş ve çevresindeki zavallılara şeyhlik taslamıştır. Hayatı boyunca etrafındakileri bir şekilde aldatmayı başarmış, yalan ve hileyi kendine ahlak edinmiş Masum Bayraktar bu defa "Mahmud Efendi Hz'nin yerine ben şey-h ben oldum!" diyerek yeni bir aldatma ve entrika serüvenine yelken açmıştır.


b) Masum Bayraktar denilen kişi kim ?

sahtekar şey-h Masum Bayraktar 


Masum Bayraktar 1973 Fatih Çarşamba doğumlu olup, babası Halil Bayraktar ticaretle uğraşan bir esnaf. Masum bayraktarın cemaatle irtibatı dedesi Musa Bayraktar iledir. Musa Bayraktar cemaatin kıdemli ihvanından halim selim, Mahmud efendi hz ne hizmet etmiş, bir süre berberliğini yapmış sevilen bir ihtiyardır. Masum, dedesinin yönledirmesiyle hafızlığını İsmailağa resmi Kur’an Kursunda yapmış. Ancak hafızlıktan sonra bir medreseye girip düzenli bir ilim tahsil yoktur. Arapçası zayıftır Tefsir Hadis Fıkıh Kelam tasavvuf bilmez.. O yüzden hafızlık kursunda ancak hocalık yapabilmiştir. Açtığı ilk arapça (islami ilimler) medresesini ise yakın dostu (zındık) Hakan Taha Alp ile birlikte açabilmiştir. Kursun arapça islami ilimler hocası işte bu deist hakan alp idi.


"Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyim.."


c) Masum Bayraktarın Tasavvufla alakası


Mahmud efendiden tarikat dersi almış ve güya kısa sürede bitirmiş gibisinden laflar kendi elemanlarınca söylense de cemaatin büyükleri tarafından kabul görecek bir iddia olmaktan uzaktır bu. Tarikatın sıradan dersleri 21 sene sürer bu ise denilene göre zuhurat muhurat gördüm bahanesiyle dersin birini tamamlamadan diğerini almış ve dört senede işin içinden çıkmış. Mahmud efendi hz bu gibilerin haksız ders atlamasını görerek vekillerine bu konuda talimat verdi "bir ders bir yıl tam tamına yapılamadan diğer dersi vermeyeceksiniz" buyurarak evet bir zamanlar kişide görülen farklı manevi hallere göre bir üst dersin talim edilmesi yolunu kapatmıştır. Çünkü vekiller çoğu zaman müridin halini idrak edemiyor ve bir üst dersi talim etmekle kişi maneviyattan geri kalıyordu.


Görüldüğü üzere dersleri kısa sürede geçmek müritte yerleşen yüksek hallerin ve olgunluğun neticesidir. Masum ise sıradan mübtedi bir müridin olgunluğundan bile yoksun, muhalif muteriz, itaatsiz ve burnunun dikine dikine giden ucub ve nefis sahibi biridir. Tasavvufu bilmediğinden ve Mektubatı da anlamadığından sebep "vahdet-i vucut" fikrinin lafta taklitçisi olmuş ve bunu uzun yıllar propaganda ederek -farklı bir şey söylediği imajıyla- etrafında eleman toplamaya çalışmış ve akibet Allah dostlarının mızrağına saplanarak tarikattan kovulmuştur (sene 2003)


Bunların vahdeti vücud fikrine saptığı günlerde vekil hocalar Mahmud efendi hazretlerine sordular "efendim masumdaki hal midir?" Hz Şeyh efendi hayır hal değil" buyurarak basit bir taklit ve laf (kaal) den ibaret olduğunu bildirmiştir. Yine Mahmud efendi Hz bunun hakkında "tertemiz tarikatı kirlettiler" "bacak kadar çocuk (tarikatta yetişmemiş çiğ acemi) şeyhlik taslıyor" buyurarak bundaki kuvvetli nefsi önderlik hırsını ve maneviyatta tam takır olduğunu haber vermiştir.


Şeyh efendi demese bile Masum Bayraktarla oturup konuşan, bir iki konuşmasını dinleyen herkes bunu görebilir.. ne tarikatın tatlı hali, ne Şeyh'e gerekli bir biat ve itaat bunda ve çevresinde görülen şeyler değildir. Bu bozuk amel ve ahlakıyla değil dersleri bitirmiş olmak, tarikatta daha ilk adım olan birinci dersi bile bitirmiş sayılmaz !


d) Masum Bayraktarın Mahmud efendi Hz ile münasebeti


Hakiki müridler Şeyh Mahmud efendi Hz etrafında pervane olup kemalat tahsil ettiği o yıllarda (90'lı yıllar) Masum Bayraktar İsmailağa'da görülmez uğramaz, Hatm-i Hacegan'a gelmez Mahmud efendinin meclisine gitmezdi. Efendi hz ile beraber bir seferi yoktur, birlikte bir itikafı yoktur, birlikte bir halveti, hususi sohbeti de yoktur. En fazla kuyrukta beklemiş, diğer müritleri gibi sırasını gelince ayak üstü bir iki kelime konuşabilmiştir...


Masum bayraktar o serbest yıllarda Mahmud efendi Hz'nin meclisi yerine daha ziyade Çukurbostan'a takılırdı. Hem kendisi orayı mesken tutmuş, hem de elindeki öğrencileri Cumalarda oraya Çukurbostan mescidine götürür daha o zamandan çocukların istidadını köreltirdi. 


Bunu çocukluk yıllarından itibaren tanıyan bir hoca bunun çukurbostan merakı hakkında "masumun derdi orası boşalsa da bir mihrap bir kürsü kapabilse" şeklinde ifade ederdi..


e) Ahlaki yönü


Masum Bayraktar cemaat içinde sevimsiz, sivrilmeyi seven, aykırı muhalif kişiliği ile tanınan, dıştan halim mülayim gibi görünüp içten uzun yıllar sürecek muhalefet ve inatlaşlmalar yapabilen.. sohbet ve konuşmalarında Tarikattan anlamadığı belli, sıradan bir mollanın okuyup idrak ettiği mektubat bölümlerini bile okuyup anlamaktan aciz olan zayıf bir kişilik.


Masum Bayraktar Mahmud efendinin cemaati içinde bir çok şüphe ve şaibeleri üzerinden barındıran biri idi. Cemaat içinde paralel bir cemaat yapılanmasına giden, Mahmud efendi Hz'nin vekil gönderdiği her yere bu da eleman gönderir, hoca gönderdiği her il'e bu da kendi adamını güya görevli göndermiş, bu şekilde İsmailağa cemaati içinde korsan yapılanmaya girmiş ve bu örgütün adını da "fatih medreseleri" koymuş karanlık bir şahsiyettir.


Bir müridin takınması gerektiği tevazu ve itaatten çok uzak, bütün cemaati karşısına alan, cemaatin en yetkili heyetini, Mahmud Efendi Hz'nin bütün vekillerini ret ve inkar edecek kadar mürdlikten uzak asi ve nefis-perver biridir. 


Asla bir müridin, sıradan bir cemaat ferdinin yapamayacağı büyük cürümleri işlemiş "vahdeti vucut, zati sereyan, hulul" gibi batıl inanışları tarikata sokmaya çalışmış, uyarılara kulağını tıkamış ve yıllar yılı bu konuda inatlaşmış, hatasında ısrar etmiş.. sonra işler çığırından çıkıp kovulunca bütün yaptıklarını reddetmiş, sanki hiç yapmamış da iftiraya uğramış gibi pişkinlikle hareket etmiştir. En sonunda tuzağa düşerek "evet aslında yaptım vahdeti vücut fikrine saptım" diyerek yıllarca inkar ettiği kabahatini video çekerek itiraf etmiş biridir..


Hasılı ahlak olarak düşük karakterli, icabında yalan söyleyen, menfaati uğruna yıllarca etrafındakileri kandırabilen bir aktördür


f) Masum Bayraktar'da kul hakkı gaspı, çalma suistimal etmek ahlakı


Masum bayraktar hakkı olmadığı halde ve kimseye sormadan cemaate ait isimleri çalmak istemiş, izinsizce, edepsizce ve fütursuzca açtığı tv kanalizasyonun adını "ismailağa.tv" koymak istemiş, bu konuda ismailağa merkez yönetimi ile ters düşmüş ve aylarca ismailağa yönetimini mahkemelerle uğraştırmış ve cemaati canından bezdirmiştir. ahlaksızlıkta dur durak bilmiyor, işlediği bir pisliği vakıf temizlese bu bir yenisini irtikap ediyordu. Tv kanalizasyonun adını ismailağa koyamayaınca bu defa "ismailağa.com" adında site açmış bunun üzerinden haksız kazanç sağlamaya çalışmıştır.. Vakıf yönetimi bunu da mahkeme zoruyla kapattırınca bu defa "ismailağa derneği" adında dermek açarak yine cemaate ait yardım ve sadakaları çalmaya, kendi menfaatleri için kullanmaya çalışmıştır.


O yüzden İsmailağa Vakıf Yönetimi açıklama üstüne açıklama yaparak cemaate gönül veren hayırseverleri uyarma ihtiyacı hissediyor mesaisinin bir bölümünü bu Masum B. denen aktörün ifsat ve mazarratını def etmeye çalışıyordu.


İsmailağanın bütün gelir ve sadakalarına göz dikmiş ve bunları gasp etmek için nice hile ve entrikalara baş vurmuş olan Masum Bayraktar ismailağa'ya ait isim ve sıfatlarla hedefine ulaşamayınca "Fatih Medreseleri" adı altında bu defa başka bir hileye başvurmuştur. Çünkü açıktır ki Fatih semti Mahmud efendi ile bilinir ve fatih medreseleri adından insanların aklına çoğunlukla Mahmud efendinin medreseleri gelecektir. 


g) Masum Bayraktarın değirmen suyu


"İsmailağa" içerikli isimlerle Mahmud efendi Hz ni seven hayırseverleri dolandırmayı başaramayan Masum Bayraktar "fatih medreseleri" isminin de ifşa olarak çürüdüğünü görünce bu defa taktik değiştirmiş ve her yerde birbirinden farklı isimlerde dernekler açarak İsmailağa cemaatinin umum fertleri, genel hizmetleri içinde gizlenme yoluna gitmiştir. Üzerinde bu derneklerin etiketleri olan binlerce kumbaraları esnafların dükkanlarına yerleştiren masumcular böylece milletin "Mahmud efendi hz nin talebeleri" zannederek verdiği bağışları kendi kese ve karınlarına devşirmeyi başarmışlardır. Yine aynı yöntemle hareket ederek ramazan aylarında esnaf fabrika ve işyerlerini dolaşırlar ve halkımızın "Mahmud efendi talebeleri, ismailağa cemaati" niyetiyle verdikleri zekat ve sadakaları iç etmektedirler. Masumculuk örgütünün gelir kaynağı bu çalıntı paralarla cemaatten tarikattan haberi olmayan habersiz bir kesimin verdikleridir.


Mahmud efendi Hz'nin Rabbisine kavuşması akabinde masum bayraktar ve örgütü yeni bir hile ve kurnazlıkla evvelce gasp etmeye çalıştıkları "ismailağa cemaati" adını elde edemeyince bu defa inkar etme yoluna girmiş ve "biz İsmailağa cemaati değiliz Mahmud efendi cemaatiyiz ismailağa cemaatinden ayrıyız" demeye başlamışlardır. İsmailağa cemaatinden değiliz derken doğru, ancak "Mahmud efendinin cematiyiz" derken yeniden yalan ve entrika içine girmişlerdir. Çünkü tarikattan atılmış feyzi kesilmiş cemaatten kovulmuş bir kiş ve kişilerin bütün bunlar hiç olmamış gibi davranması milleti apaçık kandırmak dolandırmaktır. Bir defa daha Mahmud Efendi Hazretlerinin pak adını kirletme ve onun mübarek itibarını suistimal etme pozisyonuna yatmış olan bu örgüte karşı Mahmud Efendi Hazretlerinin yasal varisleri ve evlatları naçar mahkemeye müracaat etmişler ve Hz Şeyhin adını ve nurlu hatırasını bunların şerrinden kurtarmaya çalışmaktadırlar, yasal süreç devam etmektedir. 


h) Fatih Medreseleri" adlı örgütün eğitim durumu ve onların ağına düşmüş zavallı insanların zahir planda ve mana cihetinden yetişme/körelme seviyeleri konusuyla yazıya devam edeceğiz. 


Katkı sağlamak isteyen müminlerin aşağıdaki yorum kısmına yazmaları uygundur.


İSLİMA 

İslami İlimler Araştıma 

7 Ocak 2021 Perşembe

Hacı Salih Efendi ks

 Cübbeli Ahmet Hocaefendi, Erzurum’da Hacı Sâlih Efendi Hazretleri’nin kabr-i şerîfini ziyâret etti. 


Hacı Sâlih Efendi Hazretleri, Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin çok sevdiği Alvarlı Muhammed Lütfî Efendi Hazretleri’nin âhiret kardeşi olarak seçtiği büyük bir velîdir. Hâlidî-Gümüşhânevî yolunun meşâyihındandır. Genç yaşlarında Erzurum’da Muhammed Baba, İbrâhîm Baba, Hâşi’î Efendi, Kırklar İmamı Muhammed Efendi gibi çok büyük velîleri görmüş ve himmetlerine mazhâr olmuştur. 





Vefâtından 6 ay sonra mübârek beden-i şerifini Esad Paşa Câmi-i şerifinin hazîresinden Çöğender Köyü’ne nakletmek için kabr-i şerîfi açıldığında beden-i şerîfinin çürümediği görülünce o gece ziyârete açılmış, bulunduğu odaya misk kokuları saçılmış, kefeninde bir toz dahî bulunmamış ve binlerce kişi tarafından ziyâret edilmiş ve şu anki kabr-i şerîfine nakledilmiştir.


Kendisi, Cübbeli Ahmet Hocaefendi’yi âhiret kardeşliğine kabûl etmiş ve ona çok muhabbet beslemiştir. Allâh-u Teâlâ, kendisini hayırla mükâfatlandırsın, derecesini âlî eylesin, şefâatlerine nâil eylesin. Âmîn!


Beden-i şerîfinin çürümediği ile ilgili bir haber;

https://erzurumportali.com/shf/1122/Erzurum-Cogenderli-Haci-Salih-Efendi

29 Kasım 2020 Pazar

Hattat Ali Selçuk Hoca Hakka Yürüdü

 Hattat Ali Selçuk Erkurt (1941-2020)

Ismailağa Camii Medresesinin ve bizlerin vefakar hat hocası bu gece vefat etmiştir. Risale-i Kutsiyye katibi Hattat Halim Efendi eliyle yetişmiş ve Mahmud Efendi hz'ne intisab ederek Kapıdan asla ayrılmamıştır. Kapının nice arabi eserlerinde Ayet Hadis Kibar-ı Kelam ve Silsile levhalarında emeği göz nuru bulunan hocamız samimi mütevazi tok gözlü yardımsever cefakar örnek bir muallim idi. Ders sonunda istediğimiz yazıyı çıplak kalem bir çırpıda yazar meccanen verirdi. Bu yolla yazdırdığımız nice hüsnü hatları elimizde mevcuttur. Nesih ve Sülüs hatları yanında ebru, is murekkebi, makta, kubur yapmayı, kağıt aherlemeyi ve kalem seçmeyi ve traş etmeyi levha hazırlamayı de öğretmiş olan hocamıza Allah'tan rahmet ve mağfiret dilerim. Ruhu için El Fatiha



Sülüs hattı Besmele-i Şerif, Hattat Ali Selçuk, çal kalem. i.er koleksiyonu


18 Kasım 2020 Çarşamba

Kabirde Devam Eden Ameller

"Kabir aleminin dünya ahkamına bakan bir yüzü var. Bu sebeple Enbiya hazeratı ile Sabit Elbennani gibi bazı Evliyanın kabirde namaz kıldıkları bilinmekte. Onlar bunun sevabını alırlar. Delili: Araf ehli yapacakları secde sayesinde sevap terazileri artacak ve Cennete gidecekler. Berzahta salih amelin hiç faydası olmasaydı bu secde onları cennete taşımazdı." 

El-Yevakit vel Cevahir| imam Şârânî ra

Bu minvalde Mahmud Efendi Hazretleri hep demiştir "Allah için ilim irfan yoluna girse bir mümin "nasara yensuru.."ya başlasa ve ancak hoca olamadan ölse, o ki niyeti tamamlamak idi, melekler ona kabirde tamamlatacaklar. Mahşere hoca olarak çıkacak.."

Yine Şeyh Efendi ks buyurmuştur "Cübbeli, Kurana doymadık. Senle kabirleri yakın tutalım da Kuranı orada da müzakere edelim"

Yine Hazreti Şeyh efendimize sordular. "Efendim bir mümin tarikat dersi için istihare etti ve ancak ertesi gün vefat etti. Durumu nedir? Efendi Hazretleri buyurdular "Az zamanda çok kazandı"

19 Ekim 2020 Pazartesi

Efendi Hazretleri ve Resim Video Televizyon İnternet

Muttekiler imamı Mahmud Efendi Hazretlerinin yolu ki 'azimet ve takva' yoludur, bu yolda resim video çekmeye çektirmeye, resim bulundurmaya hiç müsaade yoktu. Hadis-i şeriflerdeki tehtidi Efendi Hz fotoğrafa da tatbik ediyor, en azından ihtiyatla amel ediyordu. 

Allah Rasulu, salât ve selâm olsun "Sûret bulunan eve melek girmeyeceğini buyuruyor, sûret çizenlere ahirette âzab edileceğini açıkca ifade ediyordu. [Buhari-Müslim] 

Dolayısıyla fotoğraf video çekmek çektirmekten Efendi Hazretleri ve cemaati tabiatıyla ictinab ediyordu. Televizyon hakkındaki sözleri ise sohbetler kitabında mevcuttur, son derede karşı olduğuna hiç şüphe yok. Tv'nun şerrinden milleti uzak tutmak için verdiği şu veciz misal meşhurdur: "Bazıları der hocaefendi ben sade haberleri seyrederim" Bakın bir adam karnı aç yolda giderken bir ağacın altında bir elma bulur tam ısıracakken ağacın altında oturan birisi "dur yeme o elmaya bir çocuk çiş etti" der.. Adam aç ya! elmayı evirir çevirir "şurasına çiş değmemiş der" ve orayı ısırır, sonra "şuraya da değmemiş der" ısırır. Derken bir bakmış ki o çişli elmanın tamamını yemiş. Televizyonda haber seyrederim diyenler de buna benzer. Bir oturdu mu başına kalkamaz ne varsa izler"

Efendi Hazretleri Fatih camiinde bir cenazeye iştirak etmişti. Namaz esnasında hazretin resmini videosunu çekmek için gazeteciler tv'vile karşı tarafta sıra halinde dizilmişler.. Efendi Hz önce onları "çekmeyin namaza safa geçin" diye uyarmış, onlar aldırış etmeyince üzerlerine âsâ ile yürümüştü. Ve mübareğin heybetinden gazeteciler çil yavrusu gibi kaçıştıkları o manzara hâlâ gözlerimizin önündedir. 

Ertesi gün pazar sohbetinde "Biz oraya namaz kılmaya geliyoruz onlar gavurluk yapmaya geliyorlar" sözleri ile tepkisini dile getirmişti. Bir sonraki gün Pazartesi Hanımlar sohbetinde ise üzüntüsünü şöyle ifade etmiştir "Biz namaz kılarken adamlar karşımıza geçmişler ellerine kamera biz namaza duruyoruz onlar gavurluk peşinde.. Yanımdakilerden bir tanesi de çıkıp müdahale etmiyor ! İnanıyorum ki eğer orada siz olsaydınız mutlaka müdahale ederdiniz"

Ve 40 seneyi aşkın süre içinde cemaat olarak bunlardan daima uzak durmuşuzdur. Hatta tarikata giren bir ihvan medreseye giren bir talebe ilk iş olarak varsa evinden televizyonu ve çekindiği eski resimlerini yırtıp atarak takva yolunda ilk adımını etmiş olurdu.

Sonra zaman değişti. Bilg!sayar, internet ve bi-akıl telefonlar hayatımıza girmiş oldu. İhvanlar ise çoğalmış ve Efendi Hazretlerine ulaşmak nispeten güçleşmiş, bir çok İhvan Efendi Hazretlerinin sohbetine vaazına erişemiyor, hatta niceleri onu bir defa olsun görmekten bile mahrum bulunmuş oluyordu.. Bu durum elbette tarikata ve tarikatın asl-ı azîmi muhabet rabıtasına halel getiriyordu. Çünkü "Tarikatumâ sohbetest"

Bunun üzerine bazı vekiller Hoca efendiler Efendi Hazretlerinin hiç olmazsa resimleriyle, vaazlarını yazıp yayınlamakla oluşan bu kopukluğu sıla etmek, sohbet ihtiyacını telafi etmek için radyo ve internet tv işine girmek istediler. Bunun icin geldiler Efendi Hazretlerinden izin istediler. Efendi Hazretleri de hassaten Cubbeli hocaya bu hususta izin verdi. 

O günlerde bu izinden habersiz bazı has müridân Kapıyı muhafaza gayretiyle duruma itiraz etmiş ve taraflar arasında bir nevi muhalefet ve niza husule gelmişti. Bunun üzerine Efendi Hazretlerine çıkıp durumu istifsar ettiler. Cübbeli Hoca Selahattin Hoca Mahmut Eren hoca ve Muhammed Keskin hoca ve diğer bazı ihvan ve hacegânın da bulunduğu bir cemiyette bu husus soruldu. Efendi Hazretleri "Siftah biz bu işleri sıkı tutuyorduk ancak son zamanlarda Cübbeli'ye müsaade ettik" buyurdular ve durum açıklığa kavuştu.

Bunun üzerine Cübbeli Hoca televizyonlara internetlere çıkıp vaaz etmeye başladı ve bir takım hocalar da benzer hizmetler yapmak düşüncesiyle kendilerine de müsade almak için Efendi Hazretlerine çıktılar ancak Efendi hazretleri "Biz Cübbeli'ye bu hususta izin verdik güzel de yapıyor. Ancak bu işleri çok fazla genişletmek istemiyoruz" buyurmak suretiyle verdiği iznin zaruret miktarıyla sınırlı olduğunu ve Cübbeli hocaya has olduğunu da beyan etmiş oldular.

Dolayısıyla Cübbeli Hoca'ya verilen izin bir zaruretin sonucudur ve umumi bir izin değildir. Yoksa Efendi Hazretlerinin yolu değişmemiştir; resim video televizyon ve internet takvaya aykırı olduğu gün gibi ortadadır. 

Bu sebeple Cübbeli hoca efendi televizyonu ilk açtığı günler özellikle belirtiyor "Bakın biz, televizyona mübtela olmuş tv başından ayrılmayan kimselere ulaşmak için bu işe girdik. Evinde tv olmayan ihavanlar sakın bundan sebep tv almaya kalkmasınlar. Beni bahane ederek tv alırsanız hakkımı helal etmem" demiştir

Yine bazı hocalarımız bu günlerde bi-akıl telefonları elden çıkarma faaliyeti içine girmişler ve sohbetleriyle vaazlarıyla nice samimi kardeşlerimizi ikna ederek takva ve azimet yolunu muhafazaya azmetmişleridir. Allah razı olsun


isaerdogan.com

İsmailağa-Cübbeli ihtilafında Hanım Anne Rolü

 Müşerref Hanım annenin (Ahıska yy) Marifet Derneğinin dümen suyuna girme sebepleri: 1: Kendisi aşırı Erbakan hayranıdır. İsmini andığında b...