27 Haziran 2020 Cumartesi

Müceddidin İzinde 2 (Cinsellikte akıl tutulması)

"Şehvet Akıl Gözünü kör eder, cinsellik akıl tutulması yapar"

Herkesin mutlaka okuması bilmesi gereken mühim bilgiler bunlar. Vahiy ve ilhamla sabit kadim hakikatlar, şimdilerde bilim ve tıp yordamıyla da elde edilmiş ve aynen tekrar edilmiştir.. Artık hangi Allah dostunu yalanlayacaksın !??

Asrın Müceddidi ara ara sohbetlerinde cemaati ikaz eder derdi "insanın erkekliği uyandığı zaman aklının üçte ikisi gider. Aklının tamamıyla kendini idare edemiyordun üçte biriyle nasıl idare edeceksin!?" Yani Hazreti İmam demektedir ki : "şehvet aklı dumura uğratır ve seni helaka sürükler. Şehvetine esir olmadan önce kendine hakim ol çünkü iş o noktaya vardığında kendine hakim olacak akıl ve iradeye sahip olamayacaksın"

Bu vaazlardan on yıllar sonra bilim adamı sıfatıyla prof Oytun Erbaş adında bir doktor aynı şeyleri tekrar eder, bu defa bilimsel açıklama sadedinde:

"Zevk alırken beyninizin çekirdek kısmı hariç hiç bir yeri çalışmaz. Yani diğer beyin durur. İnsanın en önemli zevki de orgazmdır. orgazm en tepe zevktir o yüzden orgazm esnasında beynin diğer kısımları çalışmaz o yüzden 'borçlar ne oluyor çocuk okuldan alınacak mı' düşünmezsin. Ama daha sonra iş bittiğinde dersin 'ben ne yaptım" (TED konuşması/yutub videosu)

Gerçek hekimler Allah dostları; mürşidlerdir. Sen akıllı ol Allah dostlarına itiraz etme. Zayıf aklın eğer bazı işleri henüz kavramıyorsa bir gün idrak edecektir ancak iş işten geçmiş olmasın.

Bu yazının konusu şu değil: "Bakın bilim Allah dostunu destekledi, sözlerinin hakikat olduğunu doğruladı.." Hayır tersine "Allah dostunun kadim sözleri bilimi doğrulamıştır"

Çünkü dünyalık bilim adamlarının hakikate eriştiği noktalar çok olmakla beraber nice konularda hala yanılgı ve dalalet içindeler..

Mesela aynı kişi konuşmasının başında "insanın kararlarını almasına sebep olan faktör zevktir. Kişi zevk aldığı noktaya gider, zevk almadığı yerden kaçar" demektedir. (Hedonizm/Haz felsefesi)

Bu konuda bilim adamları felsefeye saplanarak hayvani nefs mertebesindeki insan faaliyetini genellemişler ve ancak Allaha imanla bir üst mertebeye terakki etmiş kamil insandan habersiz kalmışlardır.

Kamil insan yani Mümin hayatının bir çok kararını verirken "zevk" faktörü ile değil Inançla hareket etmiştir. En basit bir misalle Mümin sabah namazına kalkarken bunu zevk aldığı için değil Allaha ve ahiret gününe iman ettiği için yapar.

Demekki bilim bazı hakikatlere erişmiş olsa da bir çok noktada gerçekten uzaktır. Artık bilgiyi doğrulayacak şey "dünya bilimi" değil "ilahi ilim; Vahiydir, Kuran ve Sünnettir, bunlara bağlı olarak Sahih keşf ve ilhamdır.

Müceddidin Izinde..1 (Televizyon)

Asrın Müceddidi Mahmud Efendi Hz "Televizyon izlemeyin, atın evden tv'yi, hatta bulunduğu odada dahi durmayın" diyordu. O Allah için, ahiret selametimiz, manevi gelişimimiz için diyordu. Kabul edenler olduu, itiraz eden zavallılar oldu.

Şimdi bakıyorum milyon takipçili yutoburlar (mesela hikmet anıl) Müceddidin sözlerini aynen tekrar ediyor "Atın evden Tv'yi" diyor. Ancak bu "kişisel gelişim, dünyalık başarı için" dediğinden sebep hiç itiraz eden yok! Herkes kuzu kuzu dinliyor, patır patır beğeniyor !

Bu insanlara peşin ver de, çamur ver !

Hayır bilakis sizler acil olanı seviyorsunuz ahireti öteliyorsunuz  : كلا بل تحبون العاجله وتذرون الاخره

Televizyonu neden evden atmalıyız ? Kalbini çöplüğe dönüştürdüğü için.. Filim dizi eğlence haber resim belgesel tanıtım video çöplüğüne.. Bu çöplükle o kalbe elbette Allahın feyzi doğmaz, Muhabbetullah Mehafetullah ihlas.. o kalbe yerleşmez..

Şimdi ise cep telefonları birer televizyona dönüştü.. Evden de atsa cebinde var.. aynı menfi etkiye yine maruz…!

25 Haziran 2020 Perşembe

Efendi Hazretleri: Muhyi İsmiyle Tecelli

Risale-i Kutsiyyeden Beyt

“O Mevlâ Teâlâ Hazretleri Muhyi (diriltici) ismiyle tecellî etse
Kendisine Muhyi (diriltici) ismiyle tecellî olunan kul kabristana gidip ölülere o sırla "kalkın" dese
Bil ki o ölüler(in) hepsi diri olurlar
Hayvan kalma bu sırrı anla yâhu
Ahmaklıktan çıkıp Hakkâ gidelim
Cemali bâ Kemale seyredelim

Büyük şeyh efendi, Mevlâ Te’âlâ’nın kullara olan yakınlığını ve kullara olan tecellîlerini beyân ede ede… bu beyite geldi.

“O Mevlâ Teâlâ Hazretleri Muhyi (diriltici) ismiyle tecellî etse”

Tecellî: Açılmak demektir. Yani Mevlâ ile kul arasından perdeler kalkıp perdesiz bir hâle gelmesi. Sanki güneş ile insanın arasından bulutların gidip, güneşin insana parlaması gibi.

“Kendisine Muhyi (diriltici) ismiyle tecellî olunan kul kabristana gidip ölülere o sırla kalkın dese

Bil ki o ölüler(in) hepsi diri olurlar.”

Allâh Teâlâ diriltici ismini bir kuluna yollasa, uzatsa sonrada o kul o ismin tecellîsi ile kabristana ölülerin başına gelse, “Ey ölüler kalkın” dese o ölülerin hepsi hemen dirilirler. Çünkü bu kula tecellî eden Muhyî ismi Allâh’ın sıfatıdır, kulun sıfatı değildir. Mevlâ’dan o kula bu isim uzanmıştır.

“Hayvan kalma bu sırrı anla yâhu”

Hayvan bu işi anlamaz. Meselâ sizin bir cereyan ocağınız olsa cereyan fabrikasından bir telle cereyan uzatsanız o cereyan ocağı da insanı da ısıtır. Hâlbuki cereyan fabrikanındır, ocağın değil. Fabrikanın cereyanı (ısıtıcılığı, yakıcılığı) o ocağa uzandı o ocak da ısıttı. Eğer fabrika cereyanını çekse, sen de donarsın o ocağın kendisi de donar. “Bana bir ısıtıcı gönderin” der. Bunu misal olarak veriyoruz, yoksa Mevlâ’nın işi bir şeye benzemez.

“Ahmaklıktan çıkıp Hakkâ gidelim,”

Cemali bâ Kemale seyredelim.”

İbni Cerir’in ibni Abbas’dan (Radıyallâhu Anhuma) rivâyet ettiğine göre “Benî İsrâil’de zengin bir ihtiyar vardı, kardeşinin oğulları ise fakirdiler. Hiçbir şeyleri yoktu. Bu ihtiyarın da hiçbir çocuğu olmayıp tek vârisi kardeşinin oğulları idi. Onlar; ‘keşke amcamız ölse de malına konsak’ diyorlardı. Amcalarının ölümü gecikince şeytan onlara; “Amcanızı öldürüp içinde bulunmadığınız şehir ehline diyetini yükleseniz olmaz mı?” diye vesvese verdi. O zaman Benî İsrâil iki şehirde bulunuyorlardı. Bir kişi öldürülüp iki şehir arasına atılsa ölüyle iki şehir arası ölçülür, ölü hangisine yakınsa diyet ona yüklenirdi. Şeytan bu işi onlara söyleyince onlar da karar vererek amcalarını öldürdüler. Sonra ölüyü kendilerinin bulunmadıkları şehrin kapısına attılar.

Sabah olunca o şehrin ehline gelerek “Amcamız sizin şehrin kapısında öldürüldü, Vallâhi diyetini (öldürene ceza olarak yüklenen parayı) bize ödeyeceksiniz” dediler. O şehrin ahalisi de “Allâh’a yemin ederiz ki biz sizin amcanızı öldürmedik, öldüreni de bilmiyoruz ve şehir kapısını kilitlediğimiz vakitten, sabaha kadar da açmadık” dediler.

Bunun üzerine Musâ (Aleyhisselâm)a müracaat ettiler. Hemen Cibril-i Emîn gelerek Musâ (Aleyhisselâm)a “onlara de ki; Allâh Teâlâ bir sığır kesip o sığırın bir parçasını öldürülen kişiye sürmelerini emretti. Böylece ölünün dirilip onlara kendini öldürenleri haber vereceğini bildirdi.” dedi.

Bu ineğin hikâyesi uzundur. Nihâyet o ineği bulup kestiler, bir parçasını ölüye vurdular, ölü dirildi. Şuuru yerinde olarak dedi ki, “Benim malımı yemek için beni kardeşimin oğulları öldürdü.” Bu sözü söyledikten sonra tekrar ölü olarak yere düştü.

Şimdi bütün dünyâ bir araya gelse, o zavallı Amerika ki, kendinin zavallı olduğunu bilmez. Bütün dünyayı da kendine yardımcı çağırsa, bu ölüyü diriltebilir mi, ölünün katilini bulabilir mi? Yok. Ama Allah buldurdu.

Kuran’da bundan başka daha ne büyük hünerler var. Ama bunları milletimiz düşünmüyor, diploma diploma diye ölüyorlar. Sizin diplomanız mı var da her gün çeşit çeşit yemekler yiyorsunuz? Rica ederim, cehalet etmeyin. Evvelâ bir Müslüman olalım, diploma dursun. Bu haberler büyük işlerdir.

Ne yazık ki Kurân’ı bilenler Kurân’ı bildiklerinden dolayı sürurlanmıyorlar, ferahlanmıyorlar, rahatlamıyorlar. Yunan felsefesi bilenlerin karşısında eziklik duyuyorlar. Elinde Kur’an nimeti dolu, onu nimet bilmiyor. Kurân ehlinden daha aydın, bilgili, münevver var mı? Yok!

Lakin Kurân ehli az, öbürleri habis de olsa çok oldukları için yüksek gibi görünüyorlar. Hâlbuki o mekteplerde ne bir Âyet ne bir Hadîs ne Allâh’ın ismi ne besmele vs. yok. Kurân gökten yağmuru yağdırıyor, güneşi çaldırıyor, yerinde bütün yeşilliği bittiriyor, yiyecek-içecek ortalık doluyor. Bütün dünyanın üniversiteleri toplansa yerden başını çıkaran bir yeşil ot bittiremezler. Yine de onlar beğenilip seviliyor. Vallâhi Billâhi bu cehalettendir, bak yemin ettim size.

Üzeyir (Aleyhisselam) hikmet sahibi sâlih bir kişi idi. Bir gün kendine ait bir araziye bakmaya gitmişti. Dönerken kuşluk vakti kendisine bir hararet geldi. Merkebi üzerindeyken bir harap yere girdi, merkebinden indi yanında birinde incir, diğerinde üzüm bulunan iki sepet vardı. O harabe yerin gölgesine yerleşti. Beraberinde bulunan bir tası çıkarttı yanındaki üzümlerden o tasa sıktı. Sonra beraberinde bulunan bir kuru ekmeği çıkararak o çanakta bulunan üzüm suyuna batırıp ıslatarak yemek istedi. Sonra arka üstü yatarak ayaklarını duvara dayadı ve evin tavanlarına baktı, tavanlar çökmüş, duvarlar yıkılmış ehlinin helâk olmuş olduğunu, hatta çürümüş kemikleri görünce “Ölümden sonra Allâh-u Teâlâ buranın halkını nasıl diriltecek?” dedi. Allâh’ın onları dirilteceğinden şüphe etmedi, lâkin taaccüp ederek öyle söyledi.

Bakara Sûresi Âyet: 259

… فَأَمَاتَهُ اللَّهُ مِائَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُ قَالَ كَمْ لَبِثْتَ قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالَ بَلْ لَبِثْتَ مِائَةَ عَامٍ فَانْظُرْ إِلَى طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْ وَانْظُرْ إِلَى حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ آيَةً لِلنَّاسِ وَانْظُرْ إِلَى الْعِظَامِ كَيْفَ نُنْشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًا فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُ قَالَ أَعْلَمُ أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Allâh Te’âlâ onu yüz sene ölü olarak bıraktı sonra dirilterek (kendisine:) “Ne kadar eğleştin (kaldın)?” buyurdu.

O da; “Bir gün yahut bir günün bazısı (bir günden az)” dedi.

Allâh (Celle Celâluhû) Ona: “Hayır! Yüzyıl (ölü) kaldın” buyurdu.

“İşte yiyeceğine ve içeceğine bak! Henüz bozulmamıştır. Bir de merkebine bak! Seni insanlara ibret kılmamız için (böyle yaptık) ve (merkebin) kemiklerine bak! Onları nasıl (yerden) kaldırıp (cesetteki yerlerine döndürüp birleştirerek) yerli yerine koyuyoruz. Sonra da, onlara et giydiriyoruz.” dedi O (diriliş) kendisine apaçık belli olduğu zaman, “(artık görerek de) ben biliyorum ki, şüphesiz Allâh Teâlâ her şeye hakkıyla gücü yetendir.” dedi.

Üzeyir (Aleyhisselâm) yüz sene ölü olarak orada kaldı. Bu kadar rüzgârlar vurdu, güneş vurdu bir şey olmadı. Bu kadar insan geçti görmedi. Allâh bir insanı gizlerse kim görür? Yemeği, içeceği, suyu hiç eskimemiş, kokmamış, çürümemiş sanki şimdi koymuşsun (gibi). Şimdi buzdolabında (bile) birkaç gün durabilir!

Bütün cihân bir araya gelse ve bütün cihânın profesörleri, kimyagerleri, doktorları bir araya gelse, o merkebi diriltebilirler mi? Onları o yerde saklayabilirler mi? Yok! Cehaletten başka bir şey yok, kuru dava var.

Biliyor musun Allâh seni neden yarattı? İğne tepesi kadar sudan yarattı. Seni nerede yarattı? Bu gözler, eller ayaklar nerede idi? Eğer sen güneşi çaldıramazsan, bulutlarla havayı kaplayıp bir damla su indiremezsen, yerden buğday tanesi bittiremezsen, otur kafanı iki elinin arasına koy da, düşün! “Eyvah Allâh Teâlâ beni iğne tepesi kadar hâlden, bu hâle getirdi,” diye düşün de insan ol, haddini bil. Eğer bugün haddini bilmezsen yarın âhirette bildirecekler. Suçlu olduğunu anlayıp “Beni tekrar dünya’ya çevirin de, haddimi bileyim” dersin. Ama bugünden düşünürsen iyi olur.

Rabbin seni cahil bırakmadı. Sana kitap gönderdi, kılı kırk yararcasına manasını söyleyen Peygamber gönderdi. Bakın çalışmakla beraber kadınlar bile Kur’ân’ı anlıyor. Şimdi buldular, bir Yunan felsefesi, gururlarından, kibirlerinden bu fezâya sığmıyorlar. Bir de dini yıkabildik diye iftihar ediyorlar.

Şu insanın cehâletini görüyor musunuz? Bu anlattığımız iki kıssayı düşünün! Kur’ân buna benzer misallerle dolu. Sen cereyanı yaptı isen, onu da sana Allâh yaptırdı. Allâh bir kuluna Muhyi ismini uzatıp da o da kabristana gidip ölüleri dirilttiği gibi sana o sanatı uzattı, cereyanı yaptırdı. Rabbin sana imkânlar veriyor sen de yapıyorsun. Yani Kur’ân çok büyük, Sahibi de çok büyüktür. Kur’ân’ı bilip onunla amel eden de çok büyüktür. Lakin onun büyüklüğünü Allâh gizledi. Üzeyir (Aleyhisselâm)’a gizlediği gibi.

Yarın âhirette Kur’ân’la büyük olan kişiyi görünce, “Bu böyle kazanırken biz neredeydik,” diyecekler. Kendinizde eziklik duymayın en iyisi sizsiniz. Kur’ân sizde olmakla beraber. Asıl dünya ve âhirette menfaat Kur’an’dadır. Öbürlerinde yüz karalığı var. Çünkü sen bir adamı 16 sene meşgul ettin, “Cennet, Cehennem var,” demedin, Allâh, “Lâilâhe illallâh” dedirtmedin, “Şöyle Cehennemden kurtulunur” demedin, Mevlâ buyuracak, “Gel buraya bakalım, seninle benim işim var.” O zaman kimse seni Mevlâ’nın elinden alamaz.

Yâ Erhamerrâhimîn Yâ Erhamerrâhimîn Yâ Erhamerrâhimîn

Tut elimizden, yardım eyle bize, kusurlarımızı affet. Bundan sonra kusur işlemekten muhafaza eyle. İlim, amel, ihlası cem etmeyi nasib eyle. Geçmişlerimize rahmet eyle. Dualarımızı fazlınla kabul eyle.

ÂMÎN.

22 Haziran 2020 Pazartesi

Rüyamda Ef Hz gördüm

Bu gün kuşluk istirahatinde rüyamda gördüm ki Mahmud Efendi Hazretleri gitmekte olan Sami efendiye (eski) istihareci Abdulhakı göndermiş "o iffet ve edep timsalinin benim yerime iki ellerinden öp ve Allah bu edebi sana nasıl öğretti sor öğren" demiş. Abdülhak gitmiş ve otobüs içinde aracın kalkmasını bekler vaziyette oturan Sami efendiye ulaşmış o da "görmüyor musun şu an vaktim yok gidiyorum" gibi olumsuz cevap vermiş.. Efendi Hazretleri Abdulhaka "eli boş geldin haa!" gibi teessuf ediyor. i.er

21 Haziran 2020 Pazar

Rasul Hc Hüsamettin Hc Salih Hc 1980


1980 yılı.. Rasul Bölükbaşı hocaefendi medrese talebeleriyle birlikte

Yeşil ok: Hüsamettin Vanlıoğlu, İsmailağa Fıkıh Heyeti Baş Hocası
Kahverengi ok: Salih Topçu Hocaefendi, İsmailağa İmamı
Turuncu ok: Aziz Çınar hoca, Haseki Eğitim Kurumu hocası

Baba Hakkı | Efendi Hz ve Kaimpeder

Bir gün Efendi Hazretlerimizin kayınpederi sütlüce'ye gelmişti. Sene 70'li yıllar.. Fahri abi beni çağırdı. Ben arabayı hazırladım ve beraber gittik bulundukları eve girdik Efendi Hazretleri kayınpederinin elini öptü yaşlı adam başladı saydırmaya "Sen neden insanlara cübbe giyin şalvar giy diyorsun ! sen neden vaaza gidiyorsun benim kızımı yalnız bırakıyorsun ! benim kızım senin yüzünden hasta oldu..!" gibi ağır hakaretler.. böyle belki yarım saat kırk dakika herkesin içinde Efendi Hazretlerine saydırdı. Efendi hz kemal-i edep ve vakarla susuyor sabrediyor. Ben dayanamıyorum cevap vermek istiyorum ama Efendi Hazretleri var bir şey diyemiyorum. Sonra Efendi Hazretleri müsaade istedi yumuşak tonuyla "Babacığım müsaadenizle biz çıkalım buyurun siz de bize gelin bizde kalın" dedi. Kayınpederi yine çıkıştı yok "Ben sana gelmem" dedi. Efendi hazretlerimiz elini öptü ve beraber çıktık. arabaya binince ben dedim ki "Hocam* neden bir şey demediniz benim kayınpederim bana böyle bir şey yapsa ben alırım kızını götürürüm evine bırakırım Al kızını ne yapıyorsan yap derim. Efendi Hazretleri buyurdular ki "Aman Molla Halit öyle dema Onlar bizim babalarımız. Onlar bize kızsa da onlara karşı gelmek olmaz" Efendi Hazretleri böyle buyurunca bana bir hal geldi ve hüngür hüngür ağlamaya başladım..

Anlatan: Kayıkçı Halit Amca RhA

--------------------------------
* O zamanlar müridler Efendi Hazretlerine hitaben "Hocam" diyorlardı

Mahmud Ef Hz Zavendikli Mustafa hc cenazesinde

Yıl 2009 Mahmud Efendi Hazretleri kuddise sirruhu Zavendikli Mustafa hocanın cenazesinde.

20 Haziran 2020 Cumartesi

Abdesthane Ücreti

"80'lı Yıllar.. İsmailağada eski helalar Vakıf girişinin yanındaydı ve orada helacı kulübesi vardı, Efendi hz helâdan çıktı, ücret ödeyecek elini cebine uzattı, bir kaç kere cebini yokladı ama para çıkışmıyordu. Ücreti ödemeden oradan da ayrılmadı. İhvanlardan biri durumu fark edince helanın parasını Efendi Hz'nin yerine ödedi ve İmam Mahmud Efendi hz de şadırvana geçip abdest almaya başladı. Hela görevlisi, Efendi Hz'den asla ücret talep etmediği halde  Caminin İmamı ve Camianın Şeyhi Efendi İmam Mahmud Hazretleri herkes gibi davranıyor ve kendi camisinin helasını ücretini ödemeden kullanmıyor.." Aktaran Muharrem hocaya teşekkür ve dua ederiz

isaerdoğan.com

18 Haziran 2020 Perşembe

Hasan Kılıç Efendi Hocayla Muhaverat

HASAN EFENDİ İLE PÖPORTAJ VE EFENDİ HAZRETLERİMİZİN KENDİSİNE GÖNDERDİĞİ MEKTUBUN TÜRKÇESİ

Yasin Karayel: Muhterem efendim, sohbetimize başlamadan önce doğum yerinizi, doğum tarihinizi ve okuduğunuz hocalardan kısaca bahsedebilirmisiniz.

Hasan efendi: 1930 yılında Trabzon’un Çaykara ilçesinin Çayırbaşı köyünde doğdum 10 yaşına kadar hafızlığımı orada yaptım. Ondan sonra okula gittim. 15 yaşına kadar hem okula hem işyerine birazda Arapça tahsiline devam ettik. Temel dînî eğitimimi validemden aldım. Kara hoca namıyla maruf bir hocamız vardı. Hafızlığımı bu hocadan yaptım. Daha sonra köyümüze başka hoca geldi. Biz de ondan emsile, bina, maksud ve hatta biraz daha ileriki kitapları okuduk. Babam vefat ettiği için ben daha çok ev işleri ile meşgul olmak zorunda kaldım. Of’un Sıraağaç isminde bir köyü vardı. Bu köyün eski ismi Çalek köyüdür. İşte orada bulunan Hacı Dursun Efendi’nin yanına gittim. İki kış orada kalarak Arapça okudum. Mahmut Efendi Hazretleri’de orada idi. Biz onunla doğum tarihlerimiz aynıdır. Hatta beraber askere gittik. Tabi o farklı bir yere gitti ben farklı bir yere gittim. Okuduğumuz medresede ben askere gitmeden önce Abdullah Vanlıoğlu, İhsan Efendi, Ömer Efendi gibi mühim şahsiyetler vardı. Onlar benden önce medreseye girdikleri için benden öndeydiler. 1952’de ben askere giderken onlar icazet almışlardı. Bulunduğumuz medresede Mahmut Efendi Hazretleri de talebe okutuyordu. Tam askere gitmeden önce bir talebe halkasına icazet vermişti. Ben askerliğimi Bursa’da, Mahmut Efendi Hazretleri’de Bandırma’da yaptı.

Yasin Karayel: Askerdeyken Efendi Hazretleri ile olan münasebetiniz devam etti mi?

Hasan efendi: Evet. Onunla mektuplaşıyorduk. Efendi Hazretler kendi köyünde okuturdu, talebelere ders verirdi. Ben o zaman talebeydim ama sanki onunla çok beraberliğimiz olmuş gibi askerdeyken mektuplaştık. Hikmeti ilahi işte… O zaman Efendi Hazretleri Bandırmada idi oradan biri gelir giderdi. Bize Efendi Hazretlerinden selam getirirdi. Bu vesile ile mektuplaşmaya başladık. Hala vardır Efendinin yazdığı mektuplardan bende. Hasbi Efendi toplamıştı o mektupları…

Yasin Karayel: Efendim o mektuplardan bir tanesini bize yayınlamamız için verebilir misiniz?

Hasan efendi: Elbette. Aslını iade etmek üzere verebilirim. Herhalde şu kitabın içinde bir tane olacak. Bakalım hangi mektupmuş. (bu arada kitabı alarak içindeki mektubu çıkarıyor)

Yasin Karayel: Bu Efendi Hazretlerinin kendi el yazısı mı?

Hasan Efendi: Evet kendi el yazısı. Bu mektubu bana ben askerdeyken değil hastanedeyken gönderdiği mektuptu. Bana teselli için yazmış olduğu mektup…

Yasin Karayel: Of’lu Hacı Dursun Efendi nasıl bir şahsiyetti. Talebeleri ile ilişkileri nasıldı. Ondan biraz bahseder misiniz?

Hasan efendi: Merhum çok cömert biriydi. Talebesine karşı çok şefkatli idi. Bir keresinde bir talebesi ortalıktan kayboldu. Birkaç ay medreseye gelmedi. Sonra haber aldık ki oradan bir kız kaçırmış ve evlenmiş. Tekrar geri döndüğünde Of’lu Hacı Dursun Efendinin elini öptü. Hacı Dursun Efendi ona şiirimsi bir nasihat etti: “Gizli oldun enişte, hata vardır bu işte”. Bir keresinde de Efendi Hazretlerine bir mektup yazmıştı: “Gençlikte amel eyle, demeki ben civane, sonra koca olursun söylersin natavanem”. Yani manası gençlikte amel et deme ben gencim, ihtiyarlarsan amel edemezsin. İşte Of’lu Hacı Dursun Efendi aynı bizim Ubeydullah hoca gibi şiirimsi nasihatlar ederdi. Medresesi çokta muhteşem değildi. Kitaplar elinde otururdu iskemlesine karşısına da talebeleri… Köylüler ona bol yemek verirdi ama kendisi yemezdi talebeye yedirirdi. Bizde o zamanlar Abdullah Vanlıoğlu ile beraber o gelen yemeklerden çok yemişizdir.

Of’lu Hacı Dursun Efendi geceleri ibadete kalkardı. Biz sesini duyardık. Bir keresinde bizim Nişanca imamı Hacı Dursun Efendinin yanına gitmişti. Hanımı öldüğü için efkarlanmış sigara içiyor. Hacı Dursun Efendi biraz sonra Nişanca imamının olduğu odaya çıktı kapıyı açtı bir baktı ki içerisi duman olmuş. Dedi ki: “Ya Ahmet Efendi bu soba tüttü herhalde açında biraz hava alsın burası”. İşte böyle nazik ve kibar birisiydi. Ahmet Efendiye yardımcı oldu evlendirdi onu. Hacı Dursun Efendi Ruus hocalarındandı. Türkiye’nin her yerinde vaaz ederdi. Bizim bildiğimiz birkaç kişi vardı böyle. Mesela Çolak Mehmet onlardandı. ReisilKurra idi. Ona da uğrardım onun köyü bizim köyle Hacı Dursun Efendinin köyü arasındaydı. Ben Çolak Mehmet’e okumak isteğimi söyledim oda bana sen falan yere git o daha çabuk okutur bizimki uzun sürüyor dedi.

Yasin Karayel: Ali Haydar Efendi Hazretlerine yetişemediniz galiba?

Hasan efendi: Yetiştim. Hatta bayram izni aldım geldim İsmailağa’ya bayramda da orada kaldım. Efendi Babamız camii içinde sağ tarafta oturuyordu. Böyle bembeyaz giyinmiş ayakları tutmadığı için cami içerisinde belli bir yere kadar arabayla gelirdi. Caminin harap bir vaziyeti vardı. Efendi Babanı büyük oğlu Şerif abi rüyasında İsmailağa Camii önündeki mezarlıktan büyük bir kol çıktığını ve “Ne durursunuz bu camiyi tamir etmezsiniz” diye şiddetli bir ses çıktığını gördü. Bunu Efendi Babaya söyleyince Efendi Baba hemen dernek kurup bu camiyi tamir edin dedi. O arada Mahmut Efendi Hazretleri terhis olmasına birkaç ay vardı. İmamlık imtihanları açılmıştı. İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen’di. Efendi Baba dedi ki Mahmud Efendiyi de koyun imtihana girsin. Daha sonra biliyorsunuz Efendi Baba Bandırma’dayken Mahmud Efendiyle uzun görüşmeleri oldu. Bunları duymuşsunuzdur herhalde.

Yasin Karayel: Onları Bahaddin amcadan dinlemiştik.

Hasan efendi: Bu arada Mahmud Efendi Hazretleri askerliği bitirdiği zaman göreve başladı. Cami yeni yapıldığı için oraya hoparlör koymuşlar. Bunu Ömer Nasuhi Bilmen’e söylemişler. Oda hemen kaldırın demiş. Aradan yıllar geçince Ömer Nasuhi Efendi “Artık bu hoparlör her tarafa yayıldı. Bulunmasında bir mahsur yok” dedi. Bugün bildiğiniz gibi içerde hoparlör olsa da özellikle ezan minareye çıkılarak okunuyor.

Yasin Karayel: Tasavvuf deyince ne anlamalıyız veya siz ne anlıyorsunuz?

Hasan efendi: Şimdi her şeyin bir iç tarafı var. Bir zahiri mana var bir batıni mana var. Bir ruhsatla amel var bir de azimetle amel var. Yani tasavvuf azimetle ameldir. Bize göre yani Efendi Babamıza göre sünnete ittibanın adıdır tasavvuf. Nakşi tarikatında sünnete ittiba yolun esasını teşkil eder. Her şeyin bir hakikati vardır. Mesela Kâbe’nin bir hakikati vardır göründüğü gibi Kâbe değildir. Mesela Kâbe’nin hakikati Allah CelleCelalühu’nun evi olmasıdır. İslâm’ında hakikati vardır. İlim, amel ve ihlas. İlim okunarak elde edilir, amel ilmin ayakta yaşanmış halidir, ihlas ise tasavvuf ile elde edilebilir. Tasavvuf nefsi ıslah için vardır. Yapılan çalışmalar mürşid tarafından verilmiş bir reçete gibidir. Zaten tabibülkulüb (kalplerin doktoru) ve şefiüzzünub (günahların şefaatçisi) Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem olduğu için mürşidlerde Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in halifesi olduğu için verdikleri reçete Peygameber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e aykırı olamaz. Şimdi ayet-i kerimede Mevla Teala şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! İman ediniz” buradan anlıyoruz ki bütün müminlerin imanı imandır. Ancak bazısının ki suretâ bazısının ki hakiki imandır. Bu ayetin anlatmak istediği şudur: “Ey suretâ iman edenler gerçekten iman ediniz” gerçek iman nefsin iman etmesidir. Nefsin iman etmesi de tasavvuf ile olacaktır. Tasavvufun verdiği talimatla olacaktır. O da zikrullahtır. Doktoru mürşidi kamildir. Nitekim ey mutmain olmuş nefis Rabbinden razı olarak Allah CelleCelalühu’ya dön. İşte tasavvuf insanı Rabbisinden razı olacak kıvama getirir.

Yasin Karayel: Efendim, zât-ı âlinizin ismi Kumrulu Camii ile biliniyor. Bu camiye gelişinizden bahseder misiniz?

Hasan Efendi: Bursa’da askerliğimi yaptıktan sonra, Ramazan ayının gelmesine az bir zaman kala bir hemşerim bana: “Sen burada imamlık imtihanına gir de, burada vazife al” dedi. O zamanlarda gerçekten de büyük ihtiyaç vardı. Biz de imtihana girdik ve imamlığı kazandık. Askerden sonra 1-2 ay orada imamlık yaptık. Aslında benim niyetim İstanbul’a gitmekti. Hatta bir ara Mahmud Efendi Hazretleri’nin İstanbul’da imam olduğunu duydum. Bursa’dayken bir hoca buldum. Meşhur Ulu Caminin eski imamı Tevfik Efendi… Bu Tevfik Efendi çok cesur biriymiş, o yüzden camide fazla kalamamış. Çünkü hemen atmışlar. İşte bu Tevfik Efendi’den 3-4 ay okuduk. Ancak usulleri çok değişik olduğu için de gönlüm hiç istemedi. Nasıl ki insan sevmediği yemeği yiyemezse, ben de sevmediğim usulle ders okuyamadım. Neyse ki Mahmut Efendi Hazretleri’nin İstanbul’da imamlık yaptığını duyduğum için, onun muhakkak ders okuttuğuna da emindim. Bir bayram izni aldım, galiba Ramazan bayramıydı… Doğru İstanbul’a geldim. Fatih ilçesini buldum. Efendi Hazretleri’ni sordum. Dediler ki Çarşamba’da… Bende Çarşamba’ya geldim. Az ileride Mahmud Efendi’nin köyünden İsmail vardı. Onunla biraz sohbet ettik. Daha sonra Üsküdar Müftüsü rahmetli Abdullah Efendi’yle karşılaştım. Ona “ben okumak istiyorum” dedim. O da: “ Mahmud Efendi Çarşamba’da okutuyor” dedi. Ben de: “O zaman ben hemen Bursa’dan buraya geleceğim” dedim. Bunun üzerine Abdullah Efendi bana: “Madem bir vazife aldın, bırakıp gelme. Vazifeni buraya naklet” dedi. Ben de “tamam” dedim. Tamam dedim demesine de nakil nasıl yapılır hiç bilmiyorum. Biz de gittik müftülüğe Rahmetli Ali Fikri Yavuz da müftü vekili idi. Nakil için dilekçeyi yazdık. Abdullah Efendi beni Üsküdar Bağlarbaşı’na almak istiyordu. Bense Mahmud Efendi Hazretleri’nin derslerine gidebilmek için Çarşamba’ya yakın olmasını istiyordum.
Dilekçeyi göndermeden önce tayinimin çıkacağı Kumrulu Camiini bir görmek istedim. Şöyle camiye bir yaklaştım ki camiden vızır vızır sesler geliyor. Bir de ne göreyim; meğer talebe de varmış! Orada 15 tane Gönenli Mehmet Efendi merhumun talebesi vardı. Camiyi görünce dilekçeyi Bursa’ya gönderdik. O arada Bursa’ya gittim. Annemin ağır hasta olduğunu ildiren bir telgraf geldi. Annemi ziyaret etmek için müftüden izin almak istedim. Dedi ki: “Daha dün geldin, hemen izin istiyorsun”. Ben de çıkardım telgrafı, dedim ki: “İster ver, ister verme ben gidiyorum”. Bunun üzerine bir ay izin verdi. Gittik, rahmetli valideyle görüştük. Hastalığı çok da ağır değildi. Tekrar Bursa’ya geri döndüm. Müftülüğe uğradım. Evraklarım gelmişti. Evraklarımla beraber kitaplarımı da çuvalla sırtıma alarak müftünün yanına gittim. Müftü biraz veryansın etti. Hakikaten de o zamanlar ihtiyaç çoktu. Gerçi her zaman için din görevlisine ihtiyaç vardır ama o zaman daha çoktu. Sırtımda kitap dolu çuvallar da olduğu halde garaja geldim. Para-pul, hç bir şey de yok… Bilvesile Kumrulu Camii’ne ulaştık.
Burası o zamanlar ahşap bir binaydı. Tavanı neredeyse çökecekti. Bir ufak oda vardı, burada kalalım dedik. Aksaray’da eniştem vardı. Durumumuzu ona arz ettim. Daha sonra o da Kumrulu’ya geldi. Onunla 5-6 ay beraber kaldık. Daha sonra o gidince Mahmud Efendi Hazretleri’nden okumaya başladık. Ondan sarf, nahiv, fıkıh, tefsir, hadis hatta usul dahi okuduk.daha sonra halkayı Kumrulu’ya çevirdik. İşte burada biraz gözümüz açıldı. Elhamdülillah. Ama yine de çok tembellik yaptık.

Yasin Karayel:Burada gerçekten de ciddi bir eğitim alabildiniz mi?

Hasan Efendi: Maalesef arzu edilen gibi olmadı. Gerçi okuduk ama daha da iyi olabilirdi. Bir insan okuyacaksa tam okumalıdır. Bizim ki biraz laçka oldu. Ne de olsa buradayız, gelir-gideriz diyerekten işi uzattık. Dediğim gibi okumak çok önemli… Efendi Hazretleri’nin güzel bir sözü var; “90 yaşında bile olsan oku” diyor. Malum hadis-i şerifte “Beşikten mezara kadar oku” buyuruluyor. Elhamdülillah Çarşamba’dan çok hoca çıktı. Bunların bir kısmı ilimde çok da ilerleyememişse de, bir kısmı gerçektende ciddi bir seviyeye ulaştılar.
Yasin Karayel: Ali Haydar Efendi Hazretleri ile geçen bir anınızı anlatır mısınız?

HASAN EFENDİ: O zaman biz vazifeyi burada aldığımız için hemen manevi yola girelim istedik. Efendi Baba Ali Haydar Efendi Hazretleri sakala çok önem verirdi. Daha ilk görüşmemizde bile “sakal bırak” buyurmuştu. Manevi dersimi Nuri Efendi vermişti. Efendi Baba Hazretleri ders vermediği zamanlard damadı Nuri Efendi verirdi. Allah rahmet eylesin İhsan Efendi hocamız vardı. Akyazı’da imamdı, vaaz verirdi. Ali Haydar Efendi Hazretleri ona “sakal bıraksın” diye haber gönderdi. İhsan Efendi de: “Kendisi bıraktı, bizden ne istiyor, oradan bize haber gönderiyor” dedi. Daha sonra İhsan Efendi buraya gelmişti. Beraber Ali Haydar efendi Hazretleri’ni ziyaret etmeye gittik. Tabii o daha ilk defa yanına giriyor. Müsaade aldık ve yanına girdik. Oturuyordu ve kitaplarına bakıyordu. O sıralar gözü görsede kulağı duymuyordu. Bayağı yaklaştık Efendi Babaya… Tabii kulakları duymadığı için yazıyla sorularını cevaplıyoruz. İhsan Efendiye ismini sorunca İhsan Efendi kağıda ismini yazdı. Efendi Baba İhsan isminin yanına “kabih” yazdı ve “İhsan Kabih” diye birkaç kere tekrar etti. Bize sakalın önemiyle ilgili bayağı konuştu. Oradan çıktıktan sonra İhsan Efendi hemen sakal bıraktı.

Yasin Karayel: Ali Haydar Efendi Hazretlerinin sohbetleri nasıl olurdu?

HASAN EFENDİ: Sabah sohbetleri çok feyizli olurdu. 2-3 saat sürdüğü bile vâkiydi. Hatta bazen öğlene kadar devam ederdi. Tabii o zamanlar o kadar serbest değildi ortalık. Öyle olurdu ki tekkenin yanından geçerken yan bile bakamazdınız. Hemen sorarlardı, “oraya niye baktın” diye. Yine de biz gittiğimiz zamanlarda biraz da olsa serbestlik vardı. En azından ziyarete gidip gelebiliyorduk. Bazen 5 kişi hatme hâce yapardık da elimizdeki taşları bitiremezdik.

Yasin Karayel: Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin Mahmud Efendi Hazretleri’ne manevi emaneti tevdi etmesi nasıl oldu?

HASAN EFENDİ: Bir gün Efendi Baba Ali Haydar Efendi Hazretleri, Mahmud Efendi Hazretlerini çağırdı. Onu kadınlara vaaz vermek için göndermek istedi. Mahmud Efendi dedi ki: “Efendi Hazretleri bu vaaza gitmeyeyim. Kadınlara vaaz vermekten çok korkuyorum”. Bunun üzerin Ali Haydar Efendi: “Allah CelleCelalühu sana göz verdi, kapak verdi. Kaparsın, görmezsin” dedi. “İyi ama ben görmesem de onlar beni görürse” diye sorunca Mahmud Efendi Hazretleri, Ali Haydar Efendi Hazretleri şöyle cevap verdi: “Sana bakmazlar, çünkü sen sakallısın” dedi. Bu şekilde Beykoz’a ve diğer yerlere çok göndermişti. Çünkü çok büyük ihtiyaç vardı.

Yine bir gün Mahmud Efendi Hazretleri Hacı anneye “Mahmud nerede?” diye sordu. “yok” cevabını alınca şöyle demiş: “Mahmud’a yetmiş çift manda taksanız benden ayıramazsınız” sonra hacı anneye Mahmud Efendi Hazretleri’nin gelip gelmediğini tekrar tekrar sordular. En sonunda gelince Efendi Baba aceleyle yanına çağırdı. Mahmud Efendi Hazretleri koşa koşa gitti. Yanına çıktı ve şöyle söyledi: “Evladım! Artık emrolundum, emaneti size veriyorum. Ancak bir şey yazmıyorum. Başıma kalkarlar. O yüzden sana sadece söylüyorum”. Efendi Baba yakın çevresinden çekinmişti. Çünkü o sıralar bazı tatsız hadiseler oldu. Hatta önceleri Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin damadı Nuri Efendi bile emanetin Mahmud Efendi Hazretleri’ne geçmesini kabullenememişti. Ama daha sonradan geldi, Efendi Hazretleri’nden helallik istedi ve sarıldı.

Yasin Karayel: Ali Haydar Efendi ve Mahmud Efendi Hazretleri ile tanıştığınızda başka hocaefendileri de tanıyor muydunuz?

HASAN EFENDİ: Fatih müftüsü Ali Yekta Efendi vardı. Beşiktaş Müftüsü Fuat Çamdibi, Çolak Mehmet Efendi vardı. Çolak Mehmet Efendi, Efendi Baba’nın yazıcısıydı. Biliyorsunuz Efendi Baba dört mezhep müftüsüydü. Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri vardı. Efendi Baba’nın cenazesini kıldırmıştı. Mahmud Efendi Hazretleri ile ziyaretine çok gittik. Ancak çoğunda rahatsız olduğu için içeri giremedik. Aynı şekilde İskender Paşa’ya giderdik.

Yasin Karayel: Mahmud Efendi Hazretleri son zamanlarında sevenlerine daha çok neleri tesviye ediyor? En çok hangi hususların üzerinde duruyorlar?

HASAN EFENDİ: Şimdi günümüzde maalesef tarikatlar çok bozuldu. Ancak Nakşî tarikatının kolları bozulmamıştır. Aslında onunda çoğunda bozukluk meydan gelmiştir. Ama özellikle bizim kolda Efendi Hazretleri’nin ciddiyeti sayesinde bozulma asgari düzeye indirilmiştir. Bozulmaktan kastımız da usulün, esasın bozulması değil, manevi ders alanların derslerine riayet etmemesi… Efendi Hazretleri bu hususun üzerinde çok duruyor. Muhtelif sohbetlerinde hep şöyle buyururlardı: “Bir fide diktin. Sulamazsan ne olur? Kurur. Manevi yol da işte böyledir”.
Anadolu’ya gittiğimizde de mesela bir köyde tek bir kadın var ihvandan… Onu bulur, dersini değiştirir, kuvvet verir, hal-hatırını sorardı. Bir keresinde hatırlıyorum Pendik’e gitmiştik. Yaşlı bir nine var İhvandan… Onu tam bir saat aradık. Sonra bulduk ve hal-hatırını sorarak dersini değiştirdik. İşte Efendi Hazretleri böyle hassas bir insan olduğu halde ona bağlı olanların bile bir kısmı dersler konusunda çok aksak. Bakıyorsun adamın on senelik dersi var, hâlâ kenarda duruyor. Manevi yolda usul böyledir. Aldıysan yapacaksın, ya da hiç almayacaksın. Bu manevi dersler reçete gibidir. Nasıl ki insan hasta olduğunda doktor reçete verir. O reçetedeki ilaçları kullanmazsa hastalığı artar. Aynı şekilde mürşid-i kâmil de maneviyat doktorudur. Reçetesindeki ilaçlar harfiyen kullanılmalıdır. Kullanılmazsa ilaçlar yani dersle zamanında yapılmazsa kişinin maneviyatı ölür.
Birisi vardı, Efendi Babamız’ı severdi. Efendi Babamız onun için derdi ki: “Bunun da güzelliği bu işte. Derslerini zamanında yapıyor. En çok sapık tarikattan çıkar. Niçin? Çünkü kendi nefsine pay verir. Ben tarikattayım o değil, benim sakalım, cübbem, sarığım var, onun yok dedi mi işi bitti zaten.
Bilirsiniz ki şeytan en çok ibadet eden idi, en âlim o idi. Ama emri yerine getirmedi, Hz. Âdem’e secde etmedi. Benlik davası güttü, ebedi lanete müstahak oldu. O yüzden dünyayı amel ile doldursan ihlas olmadan olmuyor. İşte ilm-i tasavvufun mevzuu ihlası elde edebilme yollarıdır.
İslâm dini üç esas üzerine kurulmuştur; ilim, amel ve ihlas. İlmi okuruz, ameli de yaparız amma ihlası kolay kazanamayız. İşte tasavvufun amacı kulları ihlas kıvamına ulaştırmaktır.
Tabii bu arada bir insanı kurtarmak kadar mühim bir iş yoktur. Nasıl ki bir adam binadan aşağı düşse onun kafir olup olmadığına bakılmaz, kurtarılmaya çalışılır. Aynı şekilde dışarıda günah bataklığına batmış olan insanları da kurtarmaya çalışmalıyız, onlara merhamet nazarıyla bakmalıyız.

Yasin Karayel: Efendim, talebe kardeşlerimize neler tavsiye edersiniz?

HASAN EFENDİ: Tavsiyemiz Efendi Hazretleri’nin tavsiyesidir. Buyurdular ki: “Talebeler okusun, okutsun. İlmiyle âmil olsun”.

Yasin Karayel: Efendim, zât-ı âlinizi çok yorduk. Bu anlattıklarınız muhakkak ki tarihe şahitlik edecektir. Özellikle en mühimi Muhterem Hacı Mahmud Efendi Hazretleri’nin ve onun irşad usulünün tanınmasına bu mülakat katkı sağlayacaktır inşaallah. Her zaman için dualarınızı bekliyoruz.

HASAN EFENDİ: Allah Teâlâ hayır işlerinizde başarılar versin, ihlas versin inşaallah. Nefse kapılmaktan, yaptığı işleri büyük görmekten muhafaza eylesin. Gerçi büyük bir hizmet yapıyorsunuz. Ama yine de nefse pay vermemek lazım. Mevlâ Teâlâ hizmetinizde muvaffakiyetler versin.

Efendi Hazretlerinin Mektubunun Türkçesi

Sevgili ahî fillâhımız Efendi Babamız'ın emanetine,
Çoktan beri intizârında olduğum mektubunuzun vüsûlü ile sürûr-u hâsıl oldu, okudum. Zâhiri bir hastalığınız olmadığından çok memnun oldum. Mânevî hastalığınızdan üzülüyoruz. Bilirsiniz ki oraya kadar ziyaretinize gelmekten usanmam. Lâkin önümüzde ne kadar mâniler olduğunu bilirsiniz. Biz sizin uzaklığınızdan ne kadar merakta olduğumuzu bilirsiniz. İnşaallahuteâlâ bu uzaklık ebedî yakınlığa tebeddül eder. Ne diyelim herşeye kâdir olan Mevlâmız böylece takdir buyurmuştur. Hâlbuki bizlere anamızdan babamızdan fazla acır olduğuna inanmışız. Bizlere her ne takdir buyurmuş ise şüphesiz bizler için en hayırlı odur. Fakat bizler bunu bilemeyiz. Meselâ Yakub ve Yusuf Aleyhimesselâm Hazretlerini düşünmeliyiz. Bunlar ki Enbiyâ-i İzâmhazarâtındandırlar. Bu ayrılık ibtilasını ne şekil çektiler. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin miracdan geri rücû etmesi de böyledir. İşte "Eşeddül belâ-i ale'lEnbiyâSümme'l evliya Sümme'lemselüfe'lemselü"* bu hadisenin beyanıdır. Düşünmek lâzımdır ki, ekseri büyüklere böyle olmuştur. Sabredelim. Belki Mevlâmız'ın muradıdır diyerek razı olalım ve telezzüz edelim. O'nun bize ihtiyarı olduğundan dolayı. Üzüntüyü terkedelim.
Bizim Hacı Efendi, Süleyman ile beraber buradadırlar. Selam ederler, sizi sordular. Göreyim sizi, şen olasınız. Biz sizi unutmadık. Mevlâ unutturmadı ve inşaallah unutturmayacak. Arasıra bizlere mektub yazasınız. Derslere çok dikkat edesiniz. Mânâsını düşünerek tevhid okuyasınız. Çok terakki edesiniz. bu askerdir bu işi haklayacağım diye kolları ve paçayı sığayasınız. Bu taraftan başka yaramaz havâdis yoktur. Hamdolsun biraz iyiyim. Çok dua edesiniz. Bâki selam ve hürmetlerimle gözlerinizden öper, hayır dua ederim.
Kardeşiniz fakir-i miskin Mahmud Ustaosmanoğlu

*[Belanın en şiddetlisi önce peygamberlere sonra velilere sonra da kademe kademe diğer müminlere gelir.]

14 Haziran 2020 Pazar

"Yanımdaki Ali Kara Hoca.." İsa Erdoğan


Ali Kara hocamız bugün saat 17 sularında vefat etti. Bu vesileyle yanımda mahfuz Ali Kara hocayı yazmak istiyorum.. Belki henüz kabrine defn olmadan hakkında Hüsn-ü Şehadet edenleri çoğalır..

Allahın lutfu hidayetiyle 1994 yılında İsmailağa'ya geldim ve Efendi Hazretlerinin işareti ile Rizeli Abdulkadir hocanın kursuna talebe olarak yerleştim. Cebeci Başı Mescidi bitişiğindeki O 7 katlı kursun özelliği her katta bir hoca vardı ve her hoca bir nevi müstakil medrese idi. Efendi Hazretlerine bir hoca müracaat etse "efendim ben boştayım" dese Efendi hazetleri o hocayı Cebecibaşı sokaktaki o 7 katlı medreseye gönderiyordu. Abdullah Erol Özdemir hoca öyle gelmişti..

O kursta bizim hocamız bizleri İzhara kadar okutan 1. kat hocası Eşref Yılmaz hoca idi Allah razı olsun kendilerinden.. Mehmet Talu Hoca Efendi'nin kursundan yetişmiş ve ilk hocalığını Efendi Hazretlerinin emriyle o 7 katlı kursta yapıyordu. Ahmet İnanç hoca da henüz oradan ayrılmıştı. O 6.katın sakiniydi..

5. katta ise işte Ali Kara Hocamız vardı. 

Ali Kara hoca yaşı başı kıdemiyle bilinirliği ile ilmi dirayeti cemaat içindeki konumuyla o Medrese'nin en ağır ve en ileri hocası idi. Sayıları en fazla ve yetişmiş kıdemli talebeler de onda idi. Dolayısıyla onun talebeleri medreseye renk ve hava veriyorlardı. Bütün talebeler istisnasız onlardan etkileniyordu. Bütün medrese namazları Ali Kara Hoca'nın katında kılıyorduk. Namaz akabinde yaptığı ufak sohbetleri ve Mektubat okumalarına da böylece iştirak ediyorduk.

Ali Kara Hoca'nın prensipleri bir nevi bütün medreseye, bütün katlara sirayet etmişti. Onun Efendi Hazretlerine bağlılığı, Sünnete olan ittibası, o medresede bulunan bütün talebelere ister istemez işlemişti. Bu bakımdan Ali Kara hoca benim hocalarımdandır. Beni bizzat tanır ve gördüğü yerde Allah razı olsun ilgisini esirgemezdi.

Ali Kara Hocamızın Bazı Medrese Prensipleri:

  • Medrese müfredatı Efendi Hazretlerinin okuttuğu emrettiği müfredattır. Bunun dışına çıkılmayacak. Yeni kitaplara farklı arayışlara gidilmeyecek
  • Medresede Türkçe kitap okumak talebeye yasak, hiç bir Arapça kitabın Türkçe tercümesi elde bulundurulamaz, açıktan veya gizlice okunamaz. Sebebi ise bunun beyin tembelliğine sebep olacağı. Talebe zorlansa da dersini Arapça kitaptan yapmalı bunun için derste hocayı iyi dinlemeli. Allah için bu prensip benim işime çok yaradı. Kısa zamanda (İzhar okurken) ibareye vukufiyet kesb ettik elhamdülillah
  • Mektubat'a önem verilecek, Mektubat arapçadan defaaten hatim edilecek. 
  • Medresede gece nöbeti tutulacak
  • Medresede büyük-küçük ayırımına dikkat edilecek, tüyü bitmedik gençler ile sakallı yetişkinler bir arada bulunmayacak..
• Pazartesi Perşembe günleri oruç tutmayı, • Günde iki öğün yemeyi, • Cuma geceleri İsmailağa Camiinde itikafa girmeyi • Sabah Akşam Yatsı ve Cuma namazlarını İsmailağada Efendi Hz arkasında kılmayı • Abdestte önlük kullanmayı • Abdestte musluğu açıp kapatmayı • Abdest dualarıyla abdest almayı • Gece teheccüte erkenden kalkmayı • Yatmadan önce kabir namazı kılmayı • Kabir namazı kıldıktan sonra konuşmamayı • Yatsıdan sonra uyku ağırlığı yapmasın için mideyi doldurmamayıi • Sabah akşam Silsile-i Şerifi okumayı ve daha bir çok Efendi hazretlerine ait Medrese-Tarikat adabını Ali Kara hocamız ve talebelerinden gördük öğrendik.

İsmailağada İşrak Mektubatı 

Ali Kara hocamız İsmailağa Kürsüsünde Mektubat sırası olan cemaatin ileri gelen hocalardandır. Haftanın bir günü onun sırasıdır. ve işrak saatinde Mektubat sohbetini o yapardı. Bu bakımdan ondan çok şey duyduk öğrendik. O kürsüde Hasbi Hocamız gibi gözü kara idi. Şahit olduğu haksızlıkları söylemekten çekinmez, gerekli mesajları ilgili mercilere cesaretle gönderirdi. Bu Bakımda Ali Gözü Kara dense yeridir.

Ali Kara hocamız Medrese-Tarikat literatüründe gördüğü eksikliklerin telafisini başkasından beklemez bizzat kendisi kolları sıvar ve oturur yapardı. Bu kapsamda bir çok ilmi eseri cemaate kazandırmış ve hatta Mektubat gibi muazzam bir eser tasavvuf karşıtı na-ehil kişiler tarafından para için tercüme edilmiş olduğunu gördüğü için tekrar masaya oturmuş ve baştan sona yeniden tercüme etmiştir.

İleri Görüşlü Oluşu

Ali Kara hocamız zamanın gerçeğini erken dönemde idrak etmiş ve sanal alemde hizmetin önemini görerek yıllar öncesinden nice ders sohbet ve irşad videoları servis ederek o cihadın öncülerden olmuştur. Bereket versin her hangi bir dersin kaydını arayan bir öğrenci sanal alemde mutlaka Ali karayla yolu çakışır ve o nurlu simadan dersini alır.

Ali Kara Hocayla Ortak Zevkimiz

Onun talebelerinden olan bir hoca arkadaşım anlatmıştı: "Bir gün odasına girdim yine kitap çalışmalarıyla meşguldü. Kendine istirahat vermişti ve bilgisayarından Kuran sesi geliyordu. Garibime gitti iyice kulak verdim baktım Said Müsellem El-Antari ! Hocam biraz mahcup: Biz de bunu diliyoruz işte.." deyiverdi."

Şaz kıraatile meşhur Antariyi ilmi çevreler yeğlemez ama Ali Kara hoca onu da dinleyebiliyrdu. Bizim gibi.. Bizler de Antarinin o dönem hayranlarındandık. Rahimehum Allah

Kara Yoluyla Hac Umre

Yine Ali Kara hocamız ileri görüşü yüksek feraseti gereği 2011 yılında karayoluyla umre hac yapılabileceğini görmüş ve bu yolu bizzat kullanarak Türkiye hacılarını adeta sömüren tur şirketlerinin zulmünden sıyrılarak bütün cemaatini ve talebelerini ucuza umreye götürmüştür. O sene benim de bu hareketten haberim oldu ve hemen dahil oldum onbeş kişilik ekibimi bu sayede yarı fiyatına umreye götürdüm.

Soranlara "2011 yılında umreye Ali Kara yoluyla gittik" diye yarı şaka yarı ciddi söylediğim sözün manası oydu. Kara yoluyla ve Ali hoca sayesinde gitmiştik.

Hatay Cilvegözü kapısından çıkarken türk gümrük memurları umreye gittiğimizi anlamışlar ancak bütün evraklarımız kitabına uygun olduğu için bizleri men edememişlerdi. Çünkü Ali Kara hocamızın ekibi pasaportlarımızdan umre vizelerimzi kızgın ütü yordamıyla sökmüşler geriye sadece Suriye vizesi kalmıştı. "Şama ziyaret seferi yapıyoruz" demişlerdi. Bu açıklamaya kanmayan memurlar bizim kafile sorumlusundan imzalı evrak istese de bizim reisler tecrübeli gözleri karaydı.

"Harem-i Şerife O Nakşibendi Erleri ** gizli yoldan götüreceklerdi kâfileyi"

Ali Kara hocamız güzel çehreli, ağır başlı mütevazi feyizli ileri görüşlü gayretli bir hocamızdır. İlk görüşte insana saygı uyandıran, sohbeti muhabbeti neticesinde kendini sevdiren bir zat idi. Cübbeli hocadan sonra cemaat içinde en çok esere sahip çalışkan velud bir alim idi.

Mahmud Efendi Hz'nin Zeytinburnu İstanbul Vekili idi
O Zeytinburnu Müceddid Vakfı onursal başkanı idi
O bir çok ilmi eserlerin müellifi, hakiki İslam Alimi idi
O İslam dininin yılmaz müdafii, büyük hizmetlerin mücahidi idi
O yüzlerce talebenin, binlerce cemaatlerin hocası idi

O Şeyhimiz Mahmud Efendi Hz'nin gözdesi, Onun deyişiyle "Ali Kara değil, Ali Beyaz" idi, Şeyhinin âk-ı pâk müridi idi.

Allah yoluna hizmetle dolu geçen 64 yıllık güzel bir ömür sonrası ruhunu Rahmana teslim etti. Korona salgınına tutulması vesilesiyle inşallah şehadet mertebesine nail olmuştur. Allah rahmet ve mağfiret eylesin. Makamını âli eylesin. Meşayıh-ı Kiram hazeratıyla haşr-u cem eylesin. amin

isa erdoğan, 14 Haziran 2020

Mahmud Efendi Hazretlerinin rahle-i tedrisatından geçen hocalar yazısını okumak için tıkla 



6 Haziran 2020 Cumartesi

Efendi Hazretleri Askerlik Öncesi İcazet Vermiş bir Alimdir

Muhammed Savaş hc: 1990 da medresede okurken yeni gelen bir arkadaş Efendi Hz hakkında "Şeyhtir ama âlim değil" gibi laflar söyledi. Çok darılmıştım. O duyguyla İsmail Efendi camiine geldim. Bir de baktım Bandırmalı Hızır Başak hocamız Hasbi hocamızın yanında muezzin mahfilindeler.. Bekledim namazdan sonra bu olayı anlatmaya karar verdim.

Hızır Başak hocamız şöyle dedi "Bırak onları, hasta onlar. Efendi Hz öyle büyük bir alim ki.. Bizleri daha askere gitmeden önce okuttu medresede mezun etti ve icazet vermiş bir zattır. Şu kadar (unuttum sayıyı) kişiydik o vakit." Bunları duyunca gönlümün darlığı gitti ferahladım.

Taha Koc Hc: Efendi hazretlerimizin mezun ettiği ilk grup 7 kişi, Hızır hocam o 7 kişiden biri diye hatırlıyorum. Hacı annem de Karadenizliydi, bandırma eniştesi derken hacı anne bandırmalı kastedildiyse diye düzelteyim dedim

Celal Ahmedoğlu Hoca: Efendi Hazretlerinden ilk defa İcazetname alan 7 kişiden iki tanesi de bu kardeşinizin dayıları, babannemin kardeşleri : Ziya Ahmedoğlu ve Mustafa Ahmedoğlu hocaefendiler.

"Efendi hazretlerimiz kaddesellahu sirrahu İcazetleri bizzat kendisi kitapçık halinde hazırlamış" böyle anlatmışlardı.

Taha Koç hoca : Efendi hazretlerimiz Hızır Başak hocamı bandırmaya göndermeden önce bandırma ilmî ve tasavvufi anlamda çok zayıf idi. Babam "Hatm-i haceganda adeta takvim yapraklarından Ayet Hadislerle sohbetler olurdu, bilen hoca yoktu. Hızır hocamla Bandırma ilme doydu" derdi.

Hızır hocam İstanbuldan ayrılmak istemezdi. Efendi hz'lerimiz de Bandırma da kalması yönünde ısrar ediyordu. Efendi hz'lerimize karşı bu manada bayağı nazlanmışlardır hatta.

Bandırma o dönemlerde çok zor bir yerdi, hala da kısmen öyle. Askeri üsler var, dolayısıyla asker emeklisi kemalist zihniyet oldukça fazla ve etkinler. Dolayısıyla İstanbul'daki manevi atmosferi bırakıp Bandırma'ya hizmete gitmek oldukça zordur. Ancak Efendi Hz'nin kesin talimatı üzere "Şeyhimin emridir" diyerek itaat etti İstanbuldan Bandırmaya hicret etti ve oraya yerleşti. Hızır Başak hocamız son hastalığından ötürü dışarı çıkamayacak duruma gelene kadar da Bandırma'da hizmet etti. Ve son demlerinde Bayrampaşadaki evine geldi ve beyninde çıkan tümör sebebiyle burada vefat etti. Çok kısa bir zaman sonra hanımı hacı annem de vefat etti ve bir koca devir sona ermiş oldu. Mevlam şefaatlerine nail eylesin bizleri.

Kubbealtı sohbet meclisinden.. 06.06.2020

eski liste: Hocalar

1.KISIM : SABİKUN (1960/1975)
En kıdemli olanlar, Öncüler, Mahmud Efendi Hz ile birlikte olan, Ondan okumuş olanlar)

Hızır Ali Muratoğlu Efendi (Merhum)
Hasbi Abdulkerim efendi (Merhum)
İsmail Ustaosmanoğlu hc (Merhum)
Rasul Bölükbaşı hc
Cübbeli Ahmet Hoca
Hurşit efendi (Merhum)
Bilal Efendi (Merhum)
İhsan Efendi (Merhum)
Hasan Kılıç Efendi
Mustafa Efendi
Kemal Hutoğlu Efendi
Ahmed Ustaosmanoğlu hoca (Mahdum)
Abdullah Ustaosmanoğlu hoca (Mahdum)
Nuri Hoca (Merhum)
İbrahim Efendi
Münir efendi
Nedim Hoca
Abdullah Ustaosmanoğlu hc
Ahmet Vanlıoğlu hc (Merhum)
Mahmut Şevket Ust. hc
Büyük Bayram hoca
Hüseyin Yelek efendi (Merhum)
Veli efendi
Gözlüklü Ahmet abi
Sapancalı Mehmet hc
İshak Akyazıcı hc (trabzon)
Hamid Kaçmazoğlu Hc (izmit)
Kamil Şenocak hc (samsun)
Şakir Daloğlu hc

..ve


2. KISIM : MÜDRİKUN (1975/1990)
Öncüleri görenler, Efendi hazretlerini büyük ölçüde idrak eden, nice dersler almış olanlar:

Mektubatçı Bayram hc (Merhum)
Abdülmetin Balkanlı hc (Merhum)
Hüsamettin Vanlıoğlu hc
Şaban Sadoğlu hc
Abdullah Hiçdönmez  hc
Ahmet İslamoğlu hc
Mehmet Talu hc
Hüseyin Avni Kansızoğlu hc
Mustafa Ekin Hc
Halit Ekin hc (Merhum)
Selahattin hoca (kütahya)
Musab hoca (malatya)
İsmet hoca (sorgun)
Veysel hoca (Mersin) (Merhum)
Fikri hoca (imam)
Salih Topçu hoca
İhsan Bulgur hc
Recep Eryiğit hc
İbrahim Serdar hc
Ali Polat hc
Selim Köroğlu hc
Ramazan hoca (eskişehir)
Abdülmecit hc
Adem Şener Hc
Ömer Mahmutoğlu hc
Mahmut Eren hc
Mehmet İslamoğlu hc
Ali Kara hc
Ahmet Meral hc
Mustafa Özşimşekler hoca
İsmail Hünerlice hc
Seyfettin İnanç hc
Ahmet İnanç hc
Yusuf Ziya hc
Cevat karadağ hc
Sinan Aktaş hc
Mesut Demir hc
Abdullah Mücavir (Alpaslan) Hc
Abdulmetin Tokgöz hc (Balıkesir)
Ahmet Yıldız hc (Erenler)
Adnan Harputoğlu hc (Erenler)
Ali Biler hc (Erenler)
Ali Türkmen hc (Erenler)
Murat Kurt hc (Erenler)
İsmail Tozkoparan hc (Erenler)
Muhammed Kuzu hc (Erenler)
Murat Oyartı hc (Erenler)
Salim Çoban hc (Erenler)
Mustafa Çoban hc (Erenler)
Numan Sarı hc (Erenler)
Ömer işcan hc (Erenler)
Saadettin Ayyıldız hc (Erenler)
Taha İnanç hc (Erenler)
Yakup Çapan hc (Erenler)
Yasin Gökçegöz hc (Erenler)
Yunus İlemin hc (Erenler)
Yavuz Musab Koçak hc (Erenler)
Ziya Atik hc (Erenler)
Mükerrem Yılmaz hc (Erenler)
Ebubekir Sıddık Gonca hc (Erenler)

..ve

3. KISIM: LAHİKUN (1990-2003)
Müdrikun elinden okuyanlar, Efendi hazretlerinin bazı ders ve sohbetlerine katılanlar, Efendi Hz ile bir çok kere görüşmüş konuşmuş olanlar

M.Fatih Ustaosmanoğlu hc
Abdulkhalik Ustaosmanoğlu hc
Eminali Yüksel Hc
Fatih Kalender Hc
Muhammed Keskin hc
Şefik Kocaman
Ömer Çiloğlu hc
Abdurrahman Güven hc
Ali Haydar Çetintürk Hc (antalya)
Ali Küpelioğlu
Mehmet Kayış hc
Mustafa Kayış hc
Abdülaziz Akyüz hc
Eşref Yılmaz Hc
Orhan Gazi Yüksel hc
Rizeli Abdülkadir Hc
Murat Yıldız Hc (Merhum)
Metin Eren hc
Enes Biler hc
Celal Ahmedoğlu hc
Rasul Ortaç hc
Zübeyir Yavuz hc (Biga)
Ahmet Eren Hc (Erenler)
Fatih Yarar Hc (Erenler)
Recep Gerçek Hc (Erenler)
Ali Benli Hc
Ertuğrul Yeni hc (Erenler)
Davut Köksal Hc (Erenler)
Yusuf Çetin Hc (Erenler)
İbrahim Aydın Hc
Ömer Faruk Korkmaz hc
Ebubekir Özdemir hc
Murat Meral hc (Erenler)
Ahmet Öz hc
Cemal Yavuz Hc (Erenler)
Muhammed Kancıoğlu hc (Merhum)
Muhammed Yasin Karabulut (Erenler)
Muhammed Savaş hc
Mahmut Altın hc
Mehmet Coşkun hc
Mehmet Özbilginler hc
Ömer Zorlu hc
Yusuf Nusret hc (Erenler)
Halit Duman hc (Erenler)
Hüseyin İpek hc
Ebubekir Çınar (Berişpek) (Erenler)
İsa Erdoğan hc
Tarık Erdoğmuş hc (A.Kara)
Ömer Akyıldız hc
Mehmet Turan hc
Yunus Başak hc (Erenler)
Yusuf Demirtaş hc
Celil Tokmak hc
Ahmet Emin hc
Niğdeli Muhammed hc
Abdullah Güleç hc
Muhyittin Ödemiş hc
Emre Altınkum hc
Beytullah Asım hc (Erenler)
Davut heyal hc
Ahmet Yeter hc (Bolu)
Ahmet Yeter (Sultanbeyli)
Kemal Zengin hc (A.Kara)
Cafer Yıldırım hc
Sadettin Parlak hc
Murat Aydın hc
Mahmut Gürbüz hc
İsmail Cevdet hc
Muhammed Gürbüz hc (A.Kara)
Mahmud Yorulmaz hc
Abdulaziz Zorlu hc
Mehmet Tuna hc
Dursun Karaca hc
Ramazan Tekiner hc (merhum)
Ali Yıldırım hc (A.Kara)
Ali Piştofoğlu hc
Abdullah Başpınar hc  (Erenler)
Hasan Orhan hc (Erenler)
Muhammed Uçan hc (Erenler)
Mustafa Arabacı hc (Erenler)
Kazım Güneş hc (Erenler)
Necati Gezmiş hc (Erenler)
Davut Şaroğlu hc (Erenler)
Ebubekir Demir (Erenler)
Hüseyin Kılıç  (Erenler)
Musab Meral  (Erenler)
Musa Akyasan  (Erenler)
Muhammed Omay hc
Abdullah Akyüz hc
 ??

4. KISIM : TABİUN (2003-2020)
Efendi Hazretlerinin derslerine sohbetlerine olmasa da belki tarikat dersini ondan alan, onu gören, konuşan, bizzat görev alan ve feyz alanlar
İsmail Kaya  (Erenler)
Mahmut Yıldırım  (Erenler)
Mustafa Meral  (Erenler)
Abdülbaki Havan hc (Erenler)
Fatih incili hc (Erenler)
Muhammed Peçe hc (Erenler)
Abdullah Gegez hc (Erenler)
M.Fatih Can (Erenler)
Murat Akyasan  (Erenler)
Fatih Çiftçi (Erenler)
Abdülmetin Özcan
Yasin Aslan hc    (H.G.E.Vakfı)
İsmail Alada hc    (H.G.E.Vakfı)
Nedim Çinkaya    (H.G.E.Vakfı)
Ercan Civelek hc   (H.G.E.Vakfı)
Fatih Aydoğmuş hc (H.G.E.Vakfı)
Hüsnü Narman hc (H.G.E.Vakfı)
Bilal Dursun hc    (H.G.E.Vakfı)
İbrahim Mangal hc (H.G.E.Vakfı)
Huzeyfe Olgun hc (H.G.E.Vakfı)
Furkan Şenocak hc (H.G.E.Vakfı)
Said Özdemir hc (H.G.E.Vakfı)
Ümit Ocak hc     (H.G.E.Vakfı)
Yusuf Kırdar hc (H.G.E.Vakfı)
Sinan Yıldırım hc (H.G.E.Vakfı)
Enes Yılmaz hc   (H.G.E.Vakfı)
Enes Akarsu    (H.G.E.Vakfı)
Muammer Ergin hc (H.G.E.Vakfı)
İlhan Akıncı hc  (H.G.E.Vakfı)
Hasan Bayrak hc  (H.G.E.Vakfı)
Halim Alada hc   (H.G.E.Vakfı)
Hamza Koca hc   (H.G.E.Vakfı)
Murat Ural hc   (H.G.E.Vakfı)
Yavuz S. Şerifoğlu hc (H.G.E.Vakfı)
Hasan Öksüz hc (H.G.E.Vakfı)
Recep Çalışkan hc (H.G.E.Vakfı)
Bahadır Başaran hc (H.G.E.Vakfı)
Adem Culha (H.G.E.Vakfı)
Ercan Dede hc (A.Kara)
Kemal Şahin hc (A.Kara)
Seyit Yıldırım hc (A.Kara)
 ??

Tembih: Bu liste asla kesin değildir ve buradaki isimleri bağlamaz, bir araştırmacının kişisel kanaatidir. Müdahele etmek ilave etmek istediğiniz isimleri yazara bildiriniz e mail: yahyasarayli@gmail.com

Mahmud Efendi Hz'nin Talebeleri olan Hocalar

İmam Mahmud Efendi Hazretleri 1945 yılında tek başına başlattığı sarıklı sakallı MEDRESE hocaları yetiştirme faaliyeti.. İlk okutup askerlik öncesi mezun ettiği 7 hocaya icazet vermekle başlar ve yıldan yıla bir çığ gibi artarak devam eder. İşte ismine ulaşabildiğimiz o 7 ulu zat ve sonrakiler 4 tabaka halinde:



Mahmud Efendi Hazretleri köyünde okutup ilk icazet verdiği 7 Zat: (1945-1952)
  1. Mustafa Bilici Hoca efendi (Kovacıdede C.)
  2. Hızır Başak hocaefendi (Bandırma V.)
  3. Mustafa Ahmedoğlu hoca efendi
  4. Ziya Ahmedoğlu hoca efendi
  5. ?
  6. ?
  7. ?

1.TABAKA : SABİKUN (1960/1975)
En kıdemli olanlar, Öncüler, Mahmud Efendi Hz ile birlikte olan, Ondan okumuş olanlar)
  • Hızır Ali Muratoğlu Efendi (Merhum)
  • Hasbi Abdulkerim Efendi (Merhum)
  • İsmail Ustaosmanoğlu hoca (Merhum)
  • Ubeydullah Durdu Efendi (Bursa, Merhum)
  • Rasul Bölükbaşı Hocaefendi
  • Cübbeli Ahmet Hocaefendi
  • Hurşit efendi (Merhum)
  • Bilal Efendi (Merhum)
  • İhsan Efendi (Merhum)
  • Mustafa Kılıç Hoca (Merhum)
  • Hasan Kılıç Hocaefendi
  • Mustafa Bilici Efendi (Kovacıdede c.)
  • Kemal Hut Efendi 
  • Abdullah Ustaosmanoğlu Hc (Yeşil Camii Merhum)
  • Abdullah Ustaosmanoğlu Hoca (Mahdum)
  • Ahmed Ustaosmanoğlu Hoca (Mahdum)
  • Ahmet Ustaosmanoğlu (Amcaoğlu)
  • Ahmet Vanlıoğlu Hc (Merhum)
  • Ali Bayraktar Hoca (Ali Kûşi)
  • Büyük Bayram hoca
  • Gözlüklü Ahmet abi
  • Hamid Kaçmazoğlu Hoca (İzmit)
  • Hüseyin Hoca (Sapancalı)
  • Hüseyin Yelek efendi (Merhum)
  • İbrahim Uslu Efendi (Denizli)
  • İhsan Bulgur Hoca Efendi
  • İshak Akyazıcı Hc (Trabzon)
  • Kadir Temir Hoca
  • Kamil Şenocak Hc (Samsun)
  • Lutfi Hoca Efendi (Tokat)
  • Mahmut Şevket Ust. Hc
  • Mevlid Birden Hoca
  • Mustafa Ahmedoğlu (Ef.h ilk icazet)
  • Münir Müştakoğlu efendi (Ankara)
  • Nedim Hoca (Vakıf Heyeti)
  • Nuri Erkan Hoca (Merhum)
  • Sapancalı Mehmet Hc
  • Selim Köroğlu Hoca Efendi
  • Şaban Sadoğlu Hoca efendi
  • Şakir Daloğlu Hc
  • Veli Efendi (İstihareci)
  • ...ve ?


2. TABAKA : MÜDRİKUN (1975/1990)
Öncüleri görenler, Efendi hazretlerini büyük ölçüde idrak eden, nice dersler almış olanlar:

  1. Mektubatçı Bayram hc (Merhum)
  2. Abdülmetin Balkanlı hc (Merhum)
  3. Hüsamettin Vanlıoğlu hc (Fıkıh Heyeti)
  4. Abdullah Hiçdönmez  hc (Fıkıh Heyeti)
  5. Abdullah Mücavir (Alpaslan) Hc
  6. Abdülmecit hc
  7. Adem Şener hc
  8. Ahmet İnanç hc
  9. Ahmet İslamoğlu hc (İnegöl)
  10. Ahmet Meral hc
  11. Ali Kara hc
  12. Ali Polat hc
  13. Cevat karadağ hc
  14. Fikri hoca (imam)
  15. Halit Ekin hc (Merhum)
  16. Hüseyin Avni Kansızoğlu hc
  17. İbrahim Serdar hc
  18. İhsan Bulgur hc
  19. İsmail Hünerlice hc
  20. İsmet Güler hc (Sorgun,66)
  21. Mahmut Eren hc
  22. Mehmet İslamoğlu hc
  23. Mehmet Talu hc
  24. Mesut Demir hc
  25. Muhammed Yelkenci hc (Tekamül İdare)
  26. Musab hoca (malatya)
  27. Mustafa Ekin hoca (Cüb.Hcf)
  28. Necati Kurt hoca (Müezzin)
  29. Ömer Mahmutoğlu hoca (Cüb.Hcf)
  30. Ramazan İlhan hc (Eskişehir)
  31. Recep Eryiğit hoca
  32. Salih Topçu hoca
  33. Selahattin Atamtürk hoca (Kütahya)
  34. Veysel Çeltikoğlu hc (Mersin, Merhum)
  35. Yusuf Ziya Gümüşel hc (Hira Nur Vakfı)
  36. ??


3. TABAKA: LAHİKUN (1990-2003)
Müdrikun elinden okuyanlar, Efendi hazretlerinin bazı ders ve sohbetlerine katılanlar, Efendi Hz ile bir çok kere görüşmüş konuşmuş olanlar

  • Muhammed Keskin hc (Ef Hz Hizmet Heyeti)
  • Eminali Yüksel Hoca (Fıkıh Heyeti)
  • Fatih Kalender Hoca  (Fıkıh Heyeti)
  1. Abdulaziz Zorlu hc (Okmeydanı)
  2. Abdulhâlik Ustaosmanoğlu hc (Ef Hz Hafîdi)
  3. Abdullah Akyüz hc 
  4. Abdullah Semiz hc (ÖmrMhmtğl)
  5. Abdullah Yasin hc (Çınaraltı)
  6. Abdullah Başpınar hc  (Erenler)
  7. Abdullah Gegez hc (HiraNur)
  8. Abdullah Güleç hc
  9. Abdulmetin Tokgöz hc (Balıkesir)
  10. Abdurrahman Güven hc
  11. Abdülaziz Akyüz hc
  12. Abdülaziz Türkmen hc (Erenler)
  13. Abdulhakim Nalkıran hc (HiraNur)
  14. Abdusselam Tunç (A.Kara)
  15. Abdusselam Yaşar Güngör (M.Ylknc)
  16. Adnan Harputoğlu hc (Erenler)
  17. Ahmet Emin hc
  18. Ahmet Eren Hc (Erenler)
  19. Ahmet Güçlüer hc (Çınaraltı)
  20. Ahmet Öz hc
  21. Ahmet Öztekin hc 
  22. Ahmet Yeter (Sultanbeyli)
  23. Ahmet Yeter hc (Bolu)
  24. Ahmet Yıldız hc (Erenler)
  25. Ali Benli Hc
  26. Ali Biler hc (Erenler)
  27. Ali Haydar Çetintürk Hc (Antalya)
  28. Ali Küpelioğlu (Hz Hamza camii)
  29. Ali Piştofoğlu hc
  30. Ali Türkmen hc (Erenler)
  31. Ali Yıldırım hc (A.Kara)
  32. Arif b Salih (A.Hçdnmz)
  33. Beytullah Asım hc (Erenler)
  34. Bilal fikret Güneş (TaşMed)
  35. Cafer Yıldırım hc
  36. Celal Ahmedoğlu hc
  37. Celil Tokmak hc
  38. Cemal Yavuz Hc (Erenler)
  39. Davut heyal hc
  40. Davut Köksal Hc (Erenler)
  41. Davut Şaroğlu hc (Erenler)
  42. Dursun Karaca hc
  43. Ebubekir Çınar (Berişpek) (Erenler)
  44. Ebubekir Demir (Erenler)
  45. Ebubekir Özdemir hc
  46. Ebubekir Sıddık Gonca hc (Erenler)
  47. Eminali Yüksel Hc
  48. Emre Altınkum hc
  49. Enes Biler hc (Erenler)
  50. Ertuğrul Yeni hc (Erenler)
  51. Eşref Yılmaz Hc (Kirazlı)
  52. Fahri Aksel hc (Erenler)
  53. Fatih Kalender Hc
  54. Fatih Yarar Hc (Erenler)
  55. Fehmi Zorlu hc (Erenler)
  56. Furkan Akın hc (Çınaraltı)
  57. Furkan Karaman hc (ÖmrMhmtğl)
  58. Halit Duman hc (Erenler)
  59. Hasan Basri Aydın hc (Çınaraltı)
  60. Hasan Orhan hc (Erenler)
  61. Hasan Öksüz hc (HGE Vakfı)
  62. Hulusi Taşçı hc (Çınaraltı)
  63. Hüseyin Avcı hc (Çınaraltı)
  64. Hüseyin İpek hc  (Erenler)
  65. Hüseyin Kılıç  (Erenler)
  66. İbrahim Anar hc (Çınaraltı) (DarulHadis)
  67. İbrahim Aydın Hc
  68. İsa Erdoğan hc (Taş Mdrs)
  69. İsmail Cevdet hc
  70. İsmail Tozkoparan hc (Erenler)
  71. Kazım Güneş hc (Erenler)
  72. Kemal Zengin hc (A.Kara)
  73. M.Fatih Ustaosmanoğlu hc (Ef Hz Hafîdi)
  74. Mahmud Yorulmaz hc (müderris)
  75. Mahmut Süreyya hc (Merhum)
  76. Mahmut Altın hc (TaşMdrs) (Karaman v)
  77. Mahmut Gürbüz hc
  78. Mehmet Coşkun hc (Taş Mdrs) (imam)
  79. Mehmet Kayış hc (müderris)
  80. Mehmet Özbilginler hc
  81. Mehmet Torun hc (ÖmrMhmtğl) (imam)
  82. Mehmet Tuna hc
  83. Mehmet Turan hc
  84. Metin Eren hc (Taş Mdrs)
  85. Muhammed Şenol Gürbüz hc (A.Kara)
  86. Muhammed Kancıoğlu hc (Merhum)
  87. Muhammed Keskin hc (ÖmrMhmtoğl) (Ef Hz Hizmet Heyeti)
  88. Muhammed Kuzu hc (Erenler)
  89. Muhammed Omay hc (imam)
  90. Muhammed Savaş hc (Taş Mdrs)
  91. Muhammed Uçan hc (Erenler)
  92. Muhammed Yasin Karabulut (Erenler)
  93. Muhyittin Ödemiş hc
  94. Murat Aydın hc
  95. Murat Kurt hc (Erenler)
  96. Murat Meral hc (Erenler)
  97. Murat Oyartı hc (Erenler)
  98. Murat Yıldız Hc (Merhum)
  99. Musa Akyasan  (Erenler)
  100. Musab Meral  (Erenler)
  101. Mustafa Arabacı hc (Erenler)
  102. Mustafa Çoban hc (Erenler)
  103. Mustafa Kayış hc (Taş Mdrs)
  104. Mustafa Özşimşekler hoca
  105. Mustafa Sarıkaya hc (Çınaraltı)
  106. Mükerrem Yılmaz hc (Erenler)
  107. Necati Gezmiş hc (Erenler)
  108. Niğdeli Muhammed hc
  109. Numan Sarı hc (Erenler)
  110. Orhan Gazi Yüksel hc (A.Kara)
  111. Ömer Akyıldız hc
  112. Ömer Çiloğlu hc
  113. Ömer Faruk Korkmaz hc
  114. Ömer Faruk Sadıç hc (Çorum)
  115. Ömer işcan hc (Erenler)
  116. Ömer Zorlu hc (Y.Ziya)
  117. Ramazan Bal hc (M.Ylkc)
  118. Ramazan Tekiner hc (merhum)
  119. Rasul Ortaç hc (H.Vanlğl)
  120. Recep Gerçek Hc (Erenler)
  121. Rizeli Abdülkadir Hc
  122. Saadettin Ayyıldız hc (Erenler)
  123. Sadettin Parlak hc
  124. Salim Çoban hc (Erenler)
  125. Sinan Aktaş hc
  126. Şefik Kocaman (Hane, Marifet)
  127. Seyfettin İnanç hc
  128. Şevket Gökşan hc (YsfZiya) (Erzurum)
  129. Taha İnanç hc (Erenler)
  130. Tarık Erdoğmuş hc (A.Kara)
  131. Yahya Demirtaş (ö.mhmtğl)
  132. Yakup Çapan hc (Erenler)
  133. Yasin Gökçegöz hc (Erenler)
  134. Yavuz Musab Koçak hc (Erenler)
  135. Yunus Başak hc (Erenler)
  136. Yunus İlemin hc (Erenler)
  137. Yusuf Çetin hc (Erenler)
  138. Yusuf Çınar hc 
  139. Yusuf Demirtaş hc
  140. Yusuf Nusret hc (Erenler)
  141. Ziya Atik hc (Erenler)
  142. Zübeyir Yavuz hc (Biga)
  143. ??


4. TABAKA: TABİUN (2003-2020)
Efendi Hazretlerinin derslerine sohbetlerine olmasa da belki tarikat dersini Ondan alan, Onu gören, konuşan, bizzat ondan görev alan ve ekseriyetle Lahikun elinden okuyanlar :
  1. Abdhamid b Hüseyn (A.Hçdnmz)
  2. Abdulkadir Vural (İrşad.Ümrnye)
  3. Abdullah b Mahmud (A.Hçdnmz)
  4. Abdullah Gegez hc (Erenler)
  5. Abdülbaki Havan hc (Erenler)
  6. Abdülmetin Özcan (i.er/TkmlMd)
  7. Adem Culha (H.G.E.Vakfı)
  8. Ahmet Mustafa Güvener hc
  9. Bahadır Başaran hc (H.G.E.Vakfı)
  10. Bilal Dursun hc    (H.G.E.Vakfı)
  11. Burak Kızıldaş hc (Sadem)
  12. Enes Akarsu    (H.G.E.Vakfı)
  13. Enes b Muhammed hc
  14. Enes Yılmaz hc   (H.G.E.Vakfı)
  15. Ercan Civelek hc   (H.G.E.Vakfı)
  16. Ercan Dede hc (A.Kara)
  17. Fatih Aydoğmuş hc (H.G.E.Vakfı)
  18. Fatih Çiftçi (Erenler)
  19. Fatih incili hc (Erenler)
  20. Fahri b Hasen hc
  21. Furkan Şenocak hc (H.G.E.Vakfı)
  22. Halim Alada hc   (H.G.E.Vakfı)
  23. Hamza Koca hc   (H.G.E.Vakfı)
  24. Hasan Bayrak hc  (H.G.E.Vakfı)
  25. Huzeyfe Olgun hc (H.G.E.Vakfı)
  26. Hüsnü Narman hc (H.G.E.Vakfı)
  27. İbrahim Mangal hc (H.G.E.Vakfı)
  28. İlhan Akıncı hc  (H.G.E.Vakfı)
  29. İsmail Alada hc    (H.G.E.Vakfı)
  30. İsmail b Emin hc (A.Hçdnmz)
  31. İsmail Kaya  (Erenler)
  32. Kemal Şahin hc (A.Kara)
  33. Mahmut Yıldırım  (Erenler)
  34. Muammer Ergin hc (H.G.E.Vakfı)
  35. Muhammed Fatih Can (Erenler)
  36. Muhammed Peçe hc (Erenler)
  37. Murat Akyasan  (Erenler)
  38. Murat Ural hc   (H.G.E.Vakfı)
  39. Mustafa b Ahmed hc (A.Hçdnmz)
  40. Mustafa Meral  (Erenler)
  41. Mustafa Ülker hc (Erenler)
  42. Nedim Çinkaya    (H.G.E.Vakfı)
  43. Recep Çalışkan hc (H.G.E.Vakfı)
  44. Receb b ömer hc (A.Hçdnmz)
  45. Said Özdemir hc (H.G.E.Vakfı)
  46. Seyit Yıldırım hc (A.Kara)
  47. Sinan Yıldırım hc (H.G.E.Vakfı)
  48. Ümit Ocak hc     (H.G.E.Vakfı)
  49. Yakup b Abdullah hc (A.Hçdnmz)
  50. Yasin Aslan hc    (H.G.E.Vakfı)
  51. Yavuz S. Şerifoğlu hc (H.G.E.Vakfı)
  52. Yusuf Kırdar hc (H.G.E.Vakfı)
  53. Sami hoca (A.Hçdnmz)
  54. Abdullah Zakir (İrşad.Ümrnye)
  55. Abdusselam Tunç hc (A.Kara)
  56. Adem b Halil (A.Hçdnmz)
  57. Ahmet b Fikri (A.Hçdnmz)
  58. Akif Seyyidhanoğlu (İrşad.Ümrnye)
  59. Alaaddin B Ali (A.Hçdnmz)
  60. Ali Hız hc (A.Kara)
  61. Ali rıza Can (İrşad.Ümrnye)
  62. Ali Zülfikar (A.Hçdnmz)
  63. Arif b Yüksel (A.Hçdnmz)
  64. Bayram Soylu hc (A.Kara)
  65. Bilal Kurt (İrşad.Ümrnye)
  66. Cihad Demir (İrşad.Ümrnye) (fariğ)
  67. Durmuş b Mahmud (A.Hçdnmz)
  68. Ebubekir B Aslan (A.Hçdnmz)
  69. Enes Günay (İrşad.Ümrnye)
  70. Enes Kerenci (İrşad.Ümrnye) (fariğ)
  71. Erdem Bora (İrşad.Ümrnye)
  72. Fahrettin b Şevki (A.Hçdnmz)
  73. Fatih Çevik (İrşad.Ümrnye)
  74. Fatih Duru (İrşad.Ümrnye)
  75. Ferit kancı hc (A.Kara)
  76. Feyyaz Seyyidhanoğlu (İrşad.Ümrnye)
  77. Feyzullah b Osman (A.Hçdnmz)
  78. Furkan Baykal (İrşad.Ümrnye)
  79. Furkan Bostan (İrşad.Ümrnye)
  80. Hal,l B Hüseyin (A.Hçdnmz)
  81. Hâlid Akın (İrşad.Ümrnye)
  82. Hasan Çelik (İrşad.Ümrnye) (fariğ)
  83. Hüseyin Saray (İrşad.Ümrnye) (fariğ)
  84. Ismail Balcı (İrşad.Ümrnye)
  85. İsmail b Çetin (A.Hçdnmz)
  86. İsmail b Nevzat (A.Hçdnmz)
  87. İsmail B Veysi (A.Hçdnmz)
  88. Kemal Şahin hc (A.Kara)
  89. Mahmud sami Özdemir (İrşad.Ümrnye)
  90. Mahmud Türüt (İrşad.Ümrnye)
  91. Mahmut Yeşilyaprak hc (A.Kara)
  92. Mahmut Yüksel hc (A.Kara)
  93. Mehmed ali Güven (Merhum)
  94. Mehmet Demirbilek Hc (A.Kara)
  95. Mehmet Erdoğan hc (A.Kara)
  96. Mehmet Öztürk hc (A.Kara)
  97. Mehmet Öztürk hc (A.Kara)
  98. Mehmet Şahin hc (A.Kara)
  99. Mesut Çoban (A.Kara)
  100. Muhammed B Abdullah (A.Hçdnmz)
  101. Muhammed Kaya (İrşad.Ümrnye)
  102. Muhammed Şenol Gürbüz hc (A.Kara)
  103. Muhammed Tokar (İrşad.Ümrnye)
  104. Muhammed Ünceli (İrşad.Ümrnye)
  105. Murat Kurt hc (A.Kara)
  106. Murat Yiğit hc (A.Kara)
  107. Musa Akgedik hc (A.Kara)
  108. Mustafa Aydın hc (A.Kara)
  109. Mustafa Demirkapu (İrşad.Ümrnye)
  110. Mustafa özdil hc (A.Kara)
  111. Mustafa Tokar (İrşad.Ümrnye)
  112. Nurullah b Osman (A.Hçdnmz)
  113. Orhan Aydın hc (A.Kara)
  114. Ömer Alpat (İrşad.Ümrnye)
  115. Ömer b Hasen (A.Hçdnmz)
  116. Ömer b Süleyman (A.Hçdnmz)
  117. Ömer Kutluca (İrşad.Ümrnye)
  118. Recep  Ekinci (İrşad.Ümrnye)
  119. Recep b Celaleddin (A.Hçdnmz)
  120. Recep b Halid (A.Hçdnmz)
  121. Recep Fidan (İrşad.Ümrnye)
  122. Recep Gümüş (İrşad.Ümrnye)
  123. Sabri Yılmaz (İrşad.Ümrnye)
  124. Salih Gökhan hc (A.Kara)
  125. Selman Kangal (İrşad.Ümrnye)
  126. Selman Kazakistan (İrşad.Ümrnye)
  127. Selman Sülek hc (A.Kara)
  128. Seyfeddin Dönmez (İrşad.Ümrnye)
  129. Talha Avşar (İrşad.Ümrnye)
  130. Talha Günel (İrşad.Ümrnye)
  131. Veli Nayır (İrşad.Ümrnye) (fariğ)
  132. Yakup Yılmaz hc (A.Kara)
  133. Yunus Özmen hc (A.Kara)


Açıklama: Parantez arasında hocaefendi nerede görevli olduğu veya kimden icazet aldığı belirtildi. (Ef.h ilk icazet) = Efendi Hz'nin askerlik öncesi icazet verdiği ilk 7 kişilik hoca grubundan. (H.G.E.Vakfı) = Huzurlu Gönüller Eğitim vakfı (Erenler) = Erenler eğitim vakfı

Tembih: Bu liste kesin değildir ve buradaki isimleri veya herhangi bir kurumu cemaati bağlamaz, bu bir araştırmacının kişisel kanaatidir. Müdahele etmek ilave etmek istediğiniz isimleri yazara bildiriniz e mail: yahyasarayli@gmail.com

Çalışmanın Yönü: 1994 yılında İsmailağaya geldim. O zamandan beri gözlemlerim, şahitliklerime ilave olarak tanıdığım hocalara sordum, elimde mevcut bazı kitaplara müracaat ettim ve internette yayınlanan bazı icazet merasimi videolarını izledim. Onlardan bazıları:

Muhammed Yelkenci, Selim Köroğlu, İsa Erdoğan vs hocaların Efendi Hazretleri elinden icazet ahzi:
https://www.youtube.com/watch?v=-DjmsTx7txw

Fatih Kalender Eminali Yüksel hocaların Ali Kara hocadan icazet merasimi :
https://www.youtube.com/watch?v=ODvXV5xitYs&feature=youtu.be

Abdullah Hiçdönmez hocanın mezun hocalara verdiği icazet töreni, Efendi Hz iştirak ediyor
https://www.youtube.com/watch?v=yhaAt3lii-Y&t=4387s

Tekamül ve İhtisas medreseleri icazet merasimi :
https://www.youtube.com/watch?v=9Ru4mmDuDmo

Mustafa Ekin hoca mezunlarına düzenlediği icazet merasimi
https://www.youtube.com/watch?v=XDQHrOS0eVk

isa erdoğan, 2020,06.06

5 Haziran 2020 Cuma

Allah Dostlarını Sevmenin Neticeleri

Meşayıh-ı Kirâma Muhabbet

Mevlana Ali Haydar Efendi Hazretleri bir kişiye kızgındır. Bir gün yanında bahsi geçer. Onu için : "O bir kere 'La ilahe illallah' diyemez. Beni sevmez ki diyebilsin" buyurur..

Bu manayı ifade eden 235. Mektubat şöyledir:

"Bize karşı duyduğunuz fart-ı muhabbetten haber veren kıymetli mektuplarınız geldi. Sebeb-i sürür ve ibtihac oldu. Allahu Teala bu sevgi üzerine sizleri sabit eylesin. Bu muhabbet dünya-Ahiret saadetinin başı olduğuna itikad ederek "Allah'ım bu sevgi üzerine bizlere sebat ve istikamet ver" diye dua etmelisiniz.

Şeriatın hükümlerini; Farzı Sünneti ifâya muvaffak olmak bu sevginin neticesidir. Bâtınî cemiyyeti tahsil etmek, Gönül huzurunu elde etmek yine bu sevginin semeresidir..

Eğer dünyanın bütün karanlıkları insanın iç alemine aksa ve ancak bu sevgi ve muhabbet dipdiri ayakta olsa, asla gam ve keder değil. Hatta umutvar olmalıdır.

Aksine dağlar gibi Nurlar haller kişinin iç alemine aksa ancak Ehlullah'a olan sevgiden kıl kadarı zeval bulsa.. itikat ediniz ki bu hâl hüsrandan başka bir şey değildir. Bunu istidraç addetmeli.

Öyleyse Sevgi ipine sımsıkı tutunarak Tarikat vazifelerinize yöneliniz. Ömrü boş işlerde harcamaktan kaçınınız.

Imam Rabbani Ahmed Faruk Serhindî

Tercüme ve arz isaerdogan.com
Yutube: https://www.youtube.com/user/cemilsag

VETFAT EDEN İHVAN İsmailağa

Cenaze ilanı.. İnnâ Lillâhi ve innâ ileyhi râci'ûn

Pehlivan Yavuz abi.. 

Efendi Hazretlerimizin ilk dönem ihvanlarından Pehlivan Yavuz abi vefat etmiştir. Cenazesi bugün 17.08.2020 Pazartesi öğlen namazını müteakip İsmailağa Camii'nde kılınacaktır. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun. 

Ruhu için El Faatiha ve 3 ihlâs-ı şerif

----------------


Efendi Hazretlerimizin ilk dönem ihvanlarından Gönenli Fehmi efendi vefat etmiştir. Cenazesi yarın (10.08.2020 Pazartesi) ikindi namazını müteakip Gönen'de kılınarak defnedilecektir. 

Merhumun 
ruhu için El-Faatiha ve 3 ihlas.. Mümkünse Yasin suresi 70 bin kelime-i tevhid

İrtibat (Oğlu Mehmet Ağabey)
+905464703912

Cübbeli Ahmet hocaefendinin taziye konuşması:
https://youtu.be/eBAO5y-vnZs

----------------------------------
05.08.2020
iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

İhvanımızdan Yusuf Keleş hocamızın halası vefat etmiştir. Cenazesi bugün ikindi namazını müteakip Edirnekapı Sakızağacı Şehitlik Camiinden kaldırılacaktır. 

Okuyabilen kardeşlerimiz merhumenin ruhu için Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler. 

Rabbimiz razı olsun.
--------------------------
25.06.2020

Ama olan ihvanımızdan Burhan Macit korona virüs salgını sebebiyle vefat etmiştir Allah rahmet eylesin. 25 haziran 2020 perşembe



----------------------------------------------
14 Haziran 2020 Pazar saat 17:25

إنا لله وإنا إليه راجعون : Vefat

Ali Kara Hocamız vefat etmiştir.

Bir süredir hastanede corona virüs tedavisi gören hocaefendi bugün saat 17 gibi Rahmeti Rahmâna kavuşmuştur.

Ali Kara Hocamız

..Zeytinburnu Müceddid Vakfı onursal başkanı idi
..O bir çok ilmi eserlerin müellifi hakiki bir İslam Alimi idi
..O İslam Dininin yılmaz müdafii, nice hizmetlerin mücahidi idi
..O yüzlerce talebenin, binlerce cemaatlerin hocası idi
..O Şeyhimiz Mahmud Efendi Hz'nin gözdesi, Onun deyişiyle Kara değil, Ali Beyazı, ak-ı pâk müridi idi..

Mevla Teala Meşayıhımıza birlikte haşreylesin. Şehadet mertebesi ihsan eylesin.

Ruhi çün El Fatiha

------------------------------------------

05.06.2020
iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

İhvanımızdan, Zeki Kurum Hocamızın kayınpederi Sadri TAŞ (İSLAMOĞLU) vefat etmiştir.  Kardeşlerimizden merhumun ruhu için Yasin Suresi veya kelime-i tevhid en azından bir fatiha okumaları rica olunur. Allah razı olsun.
Merhuma rahmet kalanlarına sabır ve ecir dileriz.
İrtibat: 05366193046 (Zeki KURUM)

Ismailağa Vakfı

04.06.2020
iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

"Cemaatimizden Veysel Kartal ağabeyimiz vefat etmiştir. Cenazesi bugün (04.06.2020) ikindi namazını müteakip Gebze'den kaldırılacaktır. Ihvanımizdan merhumun ruhu için Yasin suresi veya kelime-i tevhid en azından bir fatiha okuması istirham olunur.

Okuyandan Allah razı olsun. Allah merhuma rahmet, kalanlarına sabır ve ecir ihsan eylesin."
Ismailağa Vakfı

iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Eski ihvanlarimizdan, Mücahidler Camii emekli imam-hatibi Hüseyin Yelek Hoca Efendi vefat etmistir.

Cenazesi 07.03.2020 Cumartesi günü (yarin) ögle namazini müteakip Kasimpasa Büyük Piyale Camiinden kaldirilacaktir.

Irtibat (Oglu, Mahmud Yelek):
0533 301 27 69
6 mart

iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Cemaatimizden İmmi Özer vefat etmiştir.

Cenazesi  15.03.2020 Pazar günü (yarın) öğle namazını müteakip İsmailağa Camiinden kaldırılacaktır.

İrtibat: 0 (533) 7057503
(Torunu, Ömer Özer)
14 mart

iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

İhvanımızdan Muammer Baltacı vefat etmiştir. Cenazesi 16 Mart 2020 Pazartesi (Bugün) ikindi namazını müteakip Fatih Camiinden kaldırılacaktır.

Değerli Gönüldaşlarımız,

Abdullah Ustaosmanoğlu Hocamızın cenaze namazının saati 11:30 olarak değiştirilmiştir. Fatih Camiinde kılınacaktır.
16 mart

iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

İhvanımızdan, fizik tedavici (Efendi Hazretlerimizin fizik tedavicisi) Halil Sevim amcanın hanımı vefat etmiştir.

Cenazesi 17 Mart 2020 Salı (yarın) saat 11:30'da Fatih Camiinden kaldırılacaktır.

iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Vakif calisanlarimizdan Ahmet Türkyilmaz'in babasi, ihvanimiz Necmettin Türkyilmaz vefat etmistir. Cenazesi Beykoz Çavusbasinda defnolunacaktir.
7 nisan

iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Eski ihvanimizdan, Helvaci RASiT agabey vefat etmistir.

Cenazesi 11.04.2020 Cumartesi (yarin) saat 12:00'de Ismailaga Camii'nden kaldirilacaktir.

iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Cemaatimizden, Enhar Giyim'de calisan Abdullah Bozkurt kardesimiz vefat etmistir. Cenazesi yarin (14.04.2020 Sali) saat 11:00'de Habiplerden kaldirilacaktir.

Okuyabilen kardeslerimiz Yasin suresi veya kelime-i tevhidi merhum ve gecmislerimizin ruhu icin okuyabilirler. Rabbimiz razi olsun.
13 nisan

iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Eski ihvanlarimizdan Dursun Ali ALBAYRAK'in kizi Emine AKBAS Hoca Hanim vefat etmistir.
Okuyabilen kardeslerimiz merhumenin ve gecmislerimizin ruhu icin Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler.

Rabbimiz razi olsun.
21 nisan

iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Cemaatimizin eski hocalarindan Akyazili Mustafa Efendinin oglu, ihvanimizdan Sabri Özkan ve ailesi vefat etmistir.

Okuyabilen kardeslerimiz merhum ve merhumenin ruhlari ile gecmislerimizin ruhu icin Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler.

Rabbimiz razi olsun.
21 nisan

iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Merhum Hüseyin Ay Hocamizin oglu Muhammed Parisa Ay vefat etmistir.

Okuyabilen kardeslerimiz merhumun ruhu ile gecmislerimizin ruhu icin Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler.

Rabbimiz razi olsun.
24 nisan

iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Efendi Hazretlerimizin amcasinin oglu Mustafa Hocanin oglu Ahmet Ustaosmanoglu vefat etmistir.

Okuyabilen kardeslerimiz merhumun ruhu ile gecmislerimizin ruhu icin Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler.

Rabbimiz razi olsun.
27 nisan

iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Ihvanlarimizdan, Efendi Hazretlerimizin (Kuddise Sirruhu) hizmetinde bulunmus Orhan Temel agabeyimiz vefat etmistir. Cenazesi 03.05.2020 Pazar günü kildirilarak defnedilecektir.

Okuyabilen kardeslerimiz merhumun ruhu icin Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler.

Irtibat:
(Damadi, Sedat Akgün)
05362985602
3 mayıs

iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Ihvanlarimizdan Erzincanli halici Saban Agabey vefat etmistir. Cenazesi yarin (04.05.2020 Pazartesi) kaldirilacaktir. Okuyabilen kardeslerimiz merhumun ruhu icin Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler.

Rabbimiz razi olsun.

11 mayıs 2020 iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Ihvanlarimizdan Ebubekir USTA ve Kerim ÇOGALMIS'in teyzesi, Yasar Ali ÇOGALMIS'in annesi Kevser ÇOGALMIS hanimefendi vefat etmistir.
Okuyabilen kardeslerimiz  merhumenin ruhu icin Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler. Rabbimiz razi olsun.


12 mayıs  iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Eski ihvanlarimizdan, Kaptan-i Kebir Bastoncu Isa Amca vefat etmistir. Okuyabilen kardeslerimiz merhumun ruhu icin Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler.  Rabbimiz razi olsun.


17 mayıs iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Eski ihvanlarımızdan Hacı Musa BAYRAKTAR amcamız
vefat etmiştir. Cenazesi bugün defnedilecektir.
Okuyabilen kardeslerimiz  merhumun ruhu icin Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler. Rabbimiz razi olsun.

21 mayıs iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Eski ihvanlarimizdan, Asim Albayrak amcamiz vefat etmisti. Cenazesi 21.05.2020 Persembe günü saat 14:00'de Ismailaga Camii'nde kilinarak Sakizagaci Sehitligine defnedilecektir.  Mevla Teala rahmetiyle muamele buyursun. Amin.


28 mayıs iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

İhvanlarımızdan Ferşat Karahasanoğlu
vefat etmiştir. Okuyabilen kardeslerimiz  merhumun ruhu icin Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler. Rabbimiz razi olsun.


30 mayıs iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Efendi Hazretlerimizin ilk dönem ihvanlarından Konyalı merhum Mustafa Dinçer'in ailesi hoca hanım teyzemiz vefat etmiştir. Cenazesi bugün Bursa'da defnedilecektir.

Okuyabilen kardeslerimiz  merhumenin ruhu icin Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler. Rabbimiz razi olsun.


1 hazıran iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Cemaatimizden Hüseyin Sarici'nin kayinvalidesi vefat etmistir. Cenazesi Yalova ÇIftlikköy'den kaldirilacaktir. Okuyabilen kardeslerimiz, merhumenin ruhu icin Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler. Rabbimiz razi olsun.

Irtibat: (Hüseyin Sarici)
05324330635


iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN 1 haziran

Cemaatimizden Ramazan Akgül ve Ali Akgül'ün babası, ihvanlarimizdan Mustafa Akgül vefat etmiştir. Okuyabilen kardeşlerimiz merhumun ruhu için Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler.  Rabbimiz razı olsun.


iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

Cemaatimizden Veysel Kartal ağabeyimiz vefat etmiştir. Cenazesi bugün (04.06.2020) ikindi namazını müteakip Gebze'den kaldırılacaktır. Okuyabilen kardeşlerimiz merhumun ruhu için Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler.

Rabbimiz razı olsun.
4 Haziran

iNNA LiLLAH VE iNNA iLEYHi RACi'UN

İhvanımızdan, Zeki Kurum Hocamızın kayınpederi Sadri TAŞ (İSLAMOĞLU) vefat etmiştir.  Okuyabilen kardeşlerimiz merhumun ruhu için Yasin suresi veya kelime-i tevhid okuyabilirler.

Rabbimiz razı olsun.

İrtibat:
05366193046
(Zeki KURUM)
5 haziran 2020

İsmailağa-Cübbeli ihtilafında Hanım Anne Rolü

 Müşerref Hanım annenin (Ahıska yy) Marifet Derneğinin dümen suyuna girme sebepleri: 1: Kendisi aşırı Erbakan hayranıdır. İsmini andığında b...