24 Mayıs 2020 Pazar

Behçet Amca, Baba ve Süleyman

Efendi Hazretlerinin sakat bir müridi vardı. Behçet amca. Belden aşağısı tutmuyor. Yerlerde adeta sürünerek hareket ediyor. Bu haliyle şükrediyor hayatı da idare ediyor ahiretini de imar ediyordu. Sarığı sakalı şalvarı zikirleri, camiye cemaate devam ve sebatıyla diğer müridlerden aşağı kalmıyordu. Behçet amca asla bir dilenci değildi. Kimseye öyle el açmamış sakat haline rağmen asla buna tevessül etmemişti. Behçet amca pazarcılık yaparak, şunu bunu satarak geçimini sağlıyordu. Behçet amca evlenmemiş bekar, Allahın bir garip kuluydu..

Bir gün bu gariplik hali heralde ağırlaştı.. Bir arabaya ihtiyacı vardı. Bir arabası olsa hayat onun için büyük ölçüde kolaylaşacaktı. Kime ne diyecek, kimden isteyecekti ki ? "Bana araba alırmısınız" diyecek kimsesi yoktu.. Ama hayır bir dakika.. Belki de vardı. Evet Behçet amcanın bir velisi bir babası vardı.. O müşfik bir babaydı Behçet amcayı da vaktiyle kabul etmiş, ona kol kanat germişti. Doğruca ona gitti.

Merdivenlerden çıkarken zorlandı. Onu tutup çıkarmak isteyenlere iltifat etmedi "ben çıkarım" dedi. Koruluklardan tutunarak kol gücüyle çıktı. Yine el kol gücüyle Babanın odasına kadar vardı. Zaten kol gücüyle yürüyordu. Içeri girdi. içeride önemli misafirler vardı ancak Baba Behçet amcayı görünce hemen ona yöneldi o yumuşak edesayla "hoş geldin" dedi iltifat etti teveccüh buyurdu.. Behçet amcanın lafı eğip bükecek ne hali vardı ne de edebiyat yapacak bilgisi. Kendine mahsus tarzıyla konuya birden girdi. "Efendim ben artık tıkandım bir arabam yok arabam olsa, çok rahat edecem." Baba onu çok iyi anlamıştı. Etrafındakilere baktı. Babanın etrafındaki insanlar iyi insanlardı. Babanın bir işaretine bakıyorlardı. Babanın gözüne gönlüne girmek onlar için önemliydi..

Baba onlar içinde Süleymana yöneldi. Süleyman adına çekmişti adeta.. Hem mana hem madde sultanıydı. Allah feyiz de vermiş mülk de vermiş yürü ya kulum demisti. Hemen edeb hali takındı Buyurun efendim dedi. Baba ona rica etti "Bu Behçet efendinin işini görür müyüz Allah da senin işini görsün ?" Dedi. Babanın ricası Süleyman için bir emir sayılırdı. Emriniz olur efendim başüstüne" dedi ve hemen kalktı Behçet amcayla beraber çıktı gitti. Behçet amcanın gözü toktu basit bir şey olsa yeterdi. Ikinci el oto pazarına gidecekler sandı.

Süleymanın fikri ıtikadi ise başkaydı "Hayır Behçet amca diyordu sen karışma gel benle" diyordu. Ford transit satan bir araba bayiine gittiler. Süleyman son model minibüslere baktıkça Behçet amca kıyamıyor bazen sert yapıyordu "Ne gerek var mübarek bu kadar para ödemeye.." diyordu

Süleyman bildiği bir şeyi saklıyor susuyordu . Sadece "karışma amca sen" diyordu.. ve otomatik kapı panelvan son model bir minibüs beğendiler ve Behçet amcanın sürebilmesi için koldan debriajlı hale dönüştürmek için modifiye bölümüne teslim ettiler.

Iki hafta sonra Bhçet amca minibüsünü teslim aldı. Yine ezik bir haleti ruhiye içinde "Süleyman bey oğlum Allah razı olsun ne gerek vardı bu kadar pahalısını almaya ben kullanılmış eski bir arabaya razıydım" dedi. Süleyman bey, Babanın has daire ihvani içinde, yüksek marifetler elde etmiş sır sahibi bir kişiydi. Artık o sırrı açıklayacaktı "Behçet amca ben bu işi Allah rızası için yapıyorum Allah rızası için yapılan iş yarım yamalak olmaz" Bu söz Behçet amcayı çok etkiledi. Süleyman beyi takdir etti. Bu sözü kafasına iyice yazdı..

Molla Sarığımı Sar

Bir gün cami avlusunda arkadaşlarla beraberim. Mezarlığın önünde mevta için dua ediyordum Efendi Hazretlerinden gördüğümüz üzere.. Çünkü o bunu hiç terk etmez geçmiş müminlere karşı da vefakârdır, mutlaka bir Fatiha okur öyle geçer.. Elimi yüzüme sürdüm birde baktım avlu kapısından içeri Behçet amca girdi.

Ak sakalı, hayatın yorgunluğu ve imanın vakur hali birleşmiş o ciddi yüzüyle bana bakıyordu. Molla sen dedi.. Buyur amca dedim elinde bir fes içinde dürülü beyaz bir kumaş.. "Allah rızası için şu sarığımı sarar mısın?" Allah rızası sözünü işitince gayri ihtiyari hemen elimi uzattım aldım. Halbuki ben güzel sarmayı bilmiyordum..

Bu işte bir hikmet var dedim. Bu kadar molla içinde neden ben? Ozel bir tanışmışlığımız yok adımı da bilmez.. Kimseye teklif edemedim "sarık sarmayı bilen var mı arkadaşlar" diyemedim. Fesi başıma geçirdim ve oracıkta ayak üstü kendimce sardım.. Beni izliyordu.. sarma bitti çıkarıp verdim. Eline aldı önüne arkasına şöyle baktı inceledi ve beğenmedi. Biraz sert "Allah rızası için yapılan iş böyle olmaz. Allah rızası için yapılan iş mükemmel olmalı" dedi ve aldı gitti.. Ben öylece ayakta kaldım. Duyduğum bu müthiş sözün etkisiyle derine daldım.. Hayatımın  en önemli bir dersini ayak üstü tahsilsiz bir garibandan almıştım..

Isa erdoğan 2001

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İsmailağa-Cübbeli ihtilafında Hanım Anne Rolü

 Müşerref Hanım annenin (Ahıska yy) Marifet Derneğinin dümen suyuna girme sebepleri: 1: Kendisi aşırı Erbakan hayranıdır. İsmini andığında b...