1993 yılının sonlarıydı. Iğdırdan kalktım İstanbula Mahmud Efendi hazretlerinin medreselerine okumaya geldim. İsmailağa camiini buldum ve sarıklı müslümanlara sora sora medreselerin yerlerini de buldum bazen bir daire bazen mahalle arasında bir bina.. Kapılarını bir bir çaldım. Talebe olarak okumaya geldiğimi söyledim. Ancak kimse beni almadı. Yirmi üç yaşındaydım.
![]() |
| solda : Murat Akyıldız |
Bazıları yaşımın büyüklüğünü, bazıları bana göre sınıf olmadığını söylediler. Daha ziyade yer yok diyorlardı.. artık ümitlerim tükeniyordu ancak sabrettim. Son ümit Mahmud Efendi hazretlerine çıkmaya karar verdim. Oralarda durumu benimle aynı olan bir arkadaşla tanışmıştım o da girecek bir kurs bulamamıştı.. Birlikte hareket ediyorduk. Ona dedim ki ben Mahmud efendi hz ile görüşeceğim. Görüşemezsin dedi umudu yoktu.. ve o camide kaldı.
Sabah namazı akabinde hatm-i hacegan okundu işrak namazı kılındı ve cemaat dağıldı ben Mahmud Efendi hz’nin arkasından gittim. Caminin arka tarafında bulunan köprüden geçtim görevliler karşıladı Efendi hz ile görüşeceğim dedim. Şu an yukarı çıktı hanım cemaatlerin sorularını /derslerini verecek dediler. Orada bekledim. Biraz sonra baktım Efendi Hz tek başına yukarıdan merdivenlerden aşağı iniyor. Hemen yanına vardım elini öpecektim ki birden araya başkası girdi ve ben utancımdan geri çekildim, edebimden dolayı.. O kişi "efendim ben dükkan açacağım evleneceğim bana dua et" vesair şeyler dedi.. Efendi hazretleri döndü bana bakıyor "Sen ne istiyorsun" dedi. Hemen yaklaştım elini öptüm ve “Efendim ben Iğdırdan okumaya geldim 18 gündür arıyorum ancak kimse beni medreseye kabul etmedi” dedim.
Efendi hazretleri bunu duyunca celallendi "Git hemen bana Mahmut hocayı çağır" dedi.. Ben Efendi hazretlerinin o heybeti karşısında ani bir refleksle hemen fırladım koridoru tam çıktım ki aklıma geldi Mahmut hoca kim ? Nerde bulunur ? Nereye gitmeliyim ? Yeni gelmişim kimseyi tanımıyorum ki.. Geri döndüm tam soracaktım “Mahmut hoca kim efendim” diyecektim ki "Hala burada mısın sana hemen Mahmut hocayı çağır diyorum" dedi.. Tatlı sert bir üslubla.. Ya Rabbi.. Hemen çıktım ayaklarım beni götürdüyse..
Çıktım dışarı caminin avlusuna şadırvanın orada bir kapı var içeride baktım çocuklar ders çalışıyorlar sesleri geliyor.. Kapıyı vurdum açtılar. Dedim ki Mahmut hoca burada mı ? Burada dediler. Efendi hazretleri Onu çağırıyor. Baktım çocuk kitabını da bıraktı kaçıyor.. Dedim Allah Allah bu çocuk niye kaçıyor.. Peşinden gittim sağ tarafta köşe sınıfta Mahmut hoca ders okutuyormuş.. çocuk girdi dedi "Hocam Efendi hazretleri sizi çağırıyor." Hocaefendi dersi bıraktı hemen koşa koşa geldi Efendi hazretlerinin odasına birlikte girdik. Bir baktım ki, oda ağzına kadar dolmuş oturacak yer yok.. Az önce boştu bu oda ne zaman doldu şaştım. Ben utandım ve dışarı çıktım dışarıda bekliyorum. Mahmut hoca "buyurun efendim beni çağırmışınız" dedi. Efendi hazretleri "Derhal bu çocuğa bir medrese bulun" demiş..
Mahmut hoca odadan çıktı bana dedi ki şu an ders okutuyorum talebenin hakkına girmeyelim sen öğleden sonra gel sana bir medrese bulacağız efendi hazretleri öyle emretti.. Ben de camiye döndüm o arkadaşımı bulacağım baktım. Herkes dağılmış o garibim caminin tam orta kısmında tek başına kalmış oturuyor.. Çağırdım Ula Mehmet. Noldu ne yaptın ? Ben Mahmud efendi hz ile görüştüm. Yaa !? nasıl görüştün gerçekten görüştürdüler mi ? Dedim Allah Allah görüştüm tabi. Mahmut hocaya gideceğim o bana medrese bulacak. Böyle emretti. Ben de geliyorum dedi ve gittik öğle namazından sonra.. Hocalar odasını bulduk tam da yemek saati imiş ortaya bir sofra yemek gelmiş buyur ye dediler. Biz de sofuluk yapıyoruz, ikimiz de oruçluyuz. Siz buyurun biz niyetliyiz dedik.. Mahmut hoca bana sordu şurada bir medrese var.. oraya gittim hocam dedim. Şuradaki ? Ona da gittim.. Dedi ohoo sen her yere gitmişin.. Sonra bir kaç kişiyi telefonla aradı. Hatırladığım Selim hocayı, Ahmet Meral hocayı aradı.. Olmadı. Yine yer bulamadılar bize..
Mahmut Hocanın akıllı bir talebesi vardı hafız imiş.. onu çağırdı. Bana dedi ki şimdi bir hocaya göndereceğim sizi sen hiç konuşmayacaksın bu seni yerleştirecek. Ona da dedi ki "al bu arkadaşları Abdulkadir hocanın kursuna götür orada Ali Kara hocaya bul.. Biz burada bir tevil yapacağız Efendi hazretleri demedi mi bana "mutlaka medrese bul" evet. Biz de şöyle bulacağız: Ali Kara hocaya diyeceksin ki "Efendi hz nin selamı var bu iki talebeyi medreseye almanızı buyurdu." gittik o talebe aynen böyle dedi. "Efendi hazretlerin size selamı var" deyince Ali Kara hoca birden ayağa kalktı selamı ayakta aldı ve "Madem efendi hazretleri göndermiş başımız üstüne" dedi ve böylece medreseye giriş sağladık. Nedim hocanın camisi yanındaki altı katlı medresede okumaya başlamam böyle oldu. Elhamdülillah
Anlatan: Murat Akyıldız, Iğdırlı, İmam.
Yazan: İsa Erdoğan 11.01.2020 Fatih, İsmailağa

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder